<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title></title>
	<atom:link href="http://evrimgercekleri.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://evrimgercekleri.wordpress.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Mar 2008 02:09:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='evrimgercekleri.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title></title>
		<link>http://evrimgercekleri.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://evrimgercekleri.wordpress.com/osd.xml" title="" />
	<atom:link rel='hub' href='http://evrimgercekleri.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>‘indirgenemez komplekslik’</title>
		<link>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/%e2%80%98indirgenemez-komplekslik%e2%80%99/</link>
		<comments>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/%e2%80%98indirgenemez-komplekslik%e2%80%99/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 23:25:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>evrimgercekleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[‘indirgenemez komplekslik’]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/%e2%80%98indirgenemez-komplekslik%e2%80%99/</guid>
		<description><![CDATA[İndirgenemez komplekslik kavramı, Akıllı Tasarım (AT) hareketini savunanların en fazla başvurdukları ve belki de AT’nin bilimsel bir teori olduğunu savunmak için kullandıkları yegâne argüman olarak karşımıza çıkıyor. Aslında indirgenemez komplekslik, AT’nin ispatlanması için kullanılamaz yani doğru olması AT’nin doğruluğunu göstermez ama bu yazımda bu konuyu bir kenara bırakıp indirgenemez kompleksliğin bilimsel konumunu inceleyeceğim. İndirgenemez komplekslik [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=18&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="storycontent">
<div class="snap_preview"><i>İndirgenemez komplekslik</i> kavramı, Akıllı Tasarım (AT) hareketini savunanların en fazla başvurdukları ve belki de AT’nin bilimsel bir teori olduğunu savunmak için kullandıkları yegâne argüman olarak karşımıza çıkıyor. Aslında <i>indirgenemez komplekslik</i>, AT’nin ispatlanması için kullanılamaz yani doğru olması AT’nin doğruluğunu göstermez ama bu yazımda bu konuyu bir kenara bırakıp <i>indirgenemez kompleksliğin</i> bilimsel konumunu inceleyeceğim.</p>
<p><i>İndirgenemez komplekslik</i> kavramının mucidi olan Michael J. Behe, 1996 yılında yazdığı Darwin’in Kara Kutusu (Darwin’s Black Box: The Biochemical Challenge to Evolution) kitabında <i>indirgenemez kompleksliği</i> şöyle tanımlıyor:</p>
<blockquote><p>By irreducibly complex I mean a single system composed of several well-matched, interacting parts that contribute to the basic function, wherein the removal of any one of the parts causes the system to effectively cease functioning. (s. 39)</p>
<p>An irreducibly complex system cannot be produced directly (that is, by continuously improving the initial function, which continues to work by the same mechanism) by slight, successive modifications of a precursor system, because any precursor to an irreducibly complex system that is missing a part is by definition nonfunctional. (s. 39)</p></blockquote>
<p>Burda Michael Behe, aşağı yukarı şöyle diyor:</p>
<blockquote><p>İndirgenemez kompleks sistem ile temel fonksiyona katkıda bulunan, birbiriyle etkileşim halinde olan, iyi eşleşmiş çeşitli parçalardan oluşan ve bu parçalardan herhangi birinin çıkarılmasıyla çalışması sonlanacak olan tek bir sistemi ifade ediyorum.</p>
<p>İndirgenemez kompleks bir sistem, öncü bir sistemin ufak, birbirini takip eden değişimleriyle direk olarak (yani aynı mekanizma ile çalışıp ilk fonksiyonu devamlı olarak geliştirerek) üretilemez çünkü indirgenemez kompleks bir sisteme giden herhangi bir öncü sistem tanım gereği işlevsizdir.</p></blockquote>
<p>İşte Michael Behe <i>indirgenemez kompleks</i> sistemi böyle tanımlıyor ve canlılarda bu özellikleri gösteren biyokimyasal yapılar olduğunu iddia ediyor. Bu yapılara örnekler veriyor ve kitabında bunları uzun uzun anlatıyor. Örnek olarak bakteri kamçısı (bacterial flagellum), kan pıhtılaşma sistemi (blood clotting system) ve bağışılık sistemi (immune system) gibi birkaç sistem veriyor ve bunların kendi tanımına göre <i>indirgenemez kompleks</i> olduklarını ve bu sebeple de evrimleşmiş olamayacaklarını iddia ediyor.</p>
<p>Şimdi ilk olarak Michael Behe’nin yaptığı <i>indirgenemez komplekslik</i> tanımını ve daha sonra da bu tanım gereği evrimleşmiş olamayacağını düşündüğü sistemleri inceleyelim.<span></span></p>
<p>Behe yaşamın tasarlanmış olması gerektiği sonucuna şu mantıksal düzen içinde ulaşıyor. Tanım gereği, <i>indirgenemez kompleks</i> bir sistemin bir parçası eksik öncüsünün işlevsiz olması gerekiyor. Böylece doğal seçilimde işlevsiz bir yapının seçilmiş olamayacağı ve böylece <i>indirgenemez kompleks</i> yapının bir bütün olarak tasarlanmış olması gerektiği sonucuna varlıyor. Ama gerçekte durum böyle değil. İlk olarak öncü bir sistemin daha az parçadan oluşması gibi bir zorunluluk yokur, yani daha fazla parçadan da oluşuyor olabilir. İkinci olarak öncü sistem farklı bir görevi yapıyor olabilir, yani öncü sistemin tanımdaki gibi işlevsiz olması şartı yoktur. Öncü sistem farklı bir fonksiyonu gerçekleştiriyor olabilir. Görüldüğü gibi Behe’nin kurmuş olduğu mantıksal düzende belirgin bir sorun var. Behe’nin <i>indirgenemez komplekslik</i> tanımına uygun yapılar olabilir ama bu onların evrimleşmiş olamayacağı anlamına gelmez.</p>
<p>Peki Behe’nin <i>indirgenemez kompleks</i> olduğunu düşündüğü, dolayısıyla da evrimleşmiş olamayacağını ileri sürdüğü ve “biyokimyasal makineler” olarak adlandırdığı yapılar gerçekten evrimleşmiş olamaz mı? Bu yapılar gerçekten de bir bütün halinde mi ortaya çıkmış olmak zorunda? İşte bu noktada, Behe’nin vermiş olduğu örnekler incelendiğinde, bilim adamları bu yapıların evrimleşmiş olabilecekleri sonucuna varıyor. İlk olarak bakteri kamçısını ele alalım.</p>
<p><b>Bakteri kamçısı</b></p>
<p>Flagellum yani kamçı organı prokaryot ve ökaryot hücrelerde bulunabiliyor. Bakteriler kamçılarını sıvı ortamlarda hareket etmek için kullanıyorlar. Bakteri kamçısının işlevini ve yapısını Mustafa Akyol şöyle açıklıyor (1):</p>
<blockquote><p>Organ, bakterinin hücre zarına tutturulmuştur ve canlı ritmik bir biçimde dalgalandırdığı bu kamçıyı bir palet gibi kullanarak dilediği yön ve hızda yüzebilir.</p>
<p>[…] Bakterinin hareketli motoru, elektrik motorlarıyla aynı mekanik özelliğe sahiptir. İki ana bölüm söz konusudur: Bir hareketli kısım (rotor) ve bir durağan kısım (stator).</p>
<p>Bu organik motor, mekanik hareketler oluşturan diğer sistemlerden farklıdır. Hücre, içinde ATP molekülleri halinde saklı tutulan hazır enerjiyi kullanmaz. Bunun yerine kendine özel bir enerji kaynağı vardır: Bakteri, zarından gelen bir asit akışından aldığı enerjiyi kullanır. Motorun kendi iç yapısı ise olağanüstü derecede komplekstir. Kamçıyı oluşturan yaklaşık 240 ayrı protein vardır.</p>
<p>[…] Bakteri kamçısını kitabında detaylı olarak anlatan Michael J. Behe, sadece bu kompleks yapısının dahi, evrimi “yıkmak” için yeterli olduğunu savunmaktadır.</p></blockquote>
<p>Aslında bakteri kamçısının <i>indirgenemez kompleks</i> olup olmadığıyla veya evrimleşmiş olup olamayacağıyla çok ilgisi yok ama yine de belirtmek lazım. Burda adı bahsi geçen bakteri kamçısını oluşturan farklı protein sayısı olan 240 doğru değil. Bakteri kamçılarının çok daha az proteinle oluştukları yapılan araştırmalarda ortaya konmuştur. Örneğin E. coli türü bakterinin kamçısının yapısında 18-20 farklı protein bulunmaktadır (2). Ayrıca farklı bakteri türlerinde farklı (E. coli’ninkinden daha az) sayıda proteinden oluşan kamçı türleri vardır. Ökaryot hücrelerdeki kamçı ise “cilium” olarak adlandırılmaktadır. Yapı olarak bakteri kamçısından oldukça farklı yapıdadır. Örneğin bir hayvan sperm hücresindeki cilium 250 civarında proteinden oluşmaktadır (2). Aslında sayılarda yapılan bu yanlışlığın çok da önemi yok. Asıl önemli olan nokta bakteri kamçısının herhangi bir parçası çıkarıldığında işlevsiz olacağı ve bu sebeple evrimleşmiş olamayacağı gibi hatalı bir sonuca varılmış olmasıdır.</p>
<p>Yapılan homoloji çalışmaları bakteri kamçısı ile “tip III salgılama sistemi” (type III secretory system) (TTSS)’nin birçok parçasının birbiriyle ilişkiliği olduğunu hatta bazı bakterilerde tamamen aynı olduğunu göstermektedir (3). TTSS bakterilerin başka hücrelerin içine protein aktarmak için kullandığı bir yapıdır. Hatta bazı ölümcül bakteriler ürettikleri protein toksinleri bu yöntemle kurbanlarının hücrelerine bu yolla aktarırlar (4). TTSS’nin protein yapısı üzerinde yapılan araştırmalarda bakteri kamçısının bazal (temel) bölümünün TTSS ile direk homolog olduğunu göstermektedir (4). Yani <i>indirgenemez kompleks</i> olduğu iddia edilen bakteri kamçısının ufak bir bölümünün oldukça işlevsel olduğu görülmektedir. Behe ise tek bir parçanın bile çıkarılmasının geri kalan kısmı işlevsiz kılacağını ve doğal seçilim mekanizması tarafından seçilemeyeceğini söylüyordu. Ama görüldüğü gibi <i>indirgenemez kompleks</i> kavramına yapılan itirazdaki gibi öncü bir sistemin asıl sistem ile aynı görevde olması zorunluluğ yoktur. Farklı görevi yapan bir sistem gen eşleşmesi, mutasyon ve doğal seçilim sayesinde başka bir işlev gören bir yapıya dönüşerek sağladığı avantaj sayesinde de korunarak gelecek nesillere aktarılabilir.</p>
<p>Peki bakteri kamçısının TTSS’den nasıl evrimleşmiş olabileceğiyle ilgili neler biliniyor? Bu konuda en geniş bilgiye Nick Matzke’nin <a href="http://www.talkdesign.org/faqs/flagellum.html">makalesinden</a> (4) ulaşmak mümkün. Matzke makalesinde bakteri kamçısının ve TTSS’nin yapısıyla ilgili bilgi veriyor, bakteri kamçısının evrimiyle ilgili önceki modeller hakkında bilgi veriyor ve daha sonra kendi modelini anlatıyor. Bu modellerin kesin doğru olduğunu iddia etmek mümkün değildir ama zaten bu modellerin amacı da bu yapıların nasıl evrimleşmiş olabileceğiyle ilgili mantıklı, olası varsayımlar ortaya koymaktır çünkü Behe <i>indirgenemez kompleks</i> olduğunu söylediği yapılar için bu tip olası modellerin oluşturulmasının mümkün olmadığını söylemektedir.</p>
<p>Bakteri kamçısını bir kenara koyarsak yılan balığı sperm hücresinin kamçısında (ökaryot bir hücrede olduğu için cilium) üç önemli bölüm eksiktir. Yani Behe’nin kitabında <i>indirgenemez kompleks</i> olduğunu iddia ettiği ve bu yapının vazgeçilmez parçaları olarak belirttiği bazı parçalar bu yılan balığı sperm hücresi kamçısında bulunmamaktadır ve buna rağmen normal olarak görevini görmektedir (6). Bu da Behe’nin belirttiği yapının kendi tanımına göre <i>indirgenemez kompleks</i> olmadığını göstermektedir.</p>
<p><b>Kan Pıhtılaşma Sistemi</b></p>
<p>Michael Behe’nin <i>indirgenemez kompleks</i> olduğunu iddia ettiği bir başka sistem de omurgalılardaki kan pıhtılaşma sistemidir. Omurgalıların kan pıhtılaşma sistemi “kaskat” olarak adlandırılan bir yapıdadır. Yani bir nevi domino taşlarından kurulmuş bir sistemdir ve son hamlede kan pıhtılaşması gerçekleşir. Sistemde görevli proteinler, kofaktörler (enzimlerin çalışmasını sağlayan maddeler) ve proteazlar (proteinleri peptit bağlarını kopararak parçalayan enzimler) görev almaktadır. Kan pıhtılaşması iki farklı yolla gerçekleşebilir: İntrensek ve ekstrensek yol. Bu iki yol Jeremy M. Berg’un Biochemistry kitabında aşağıdaki <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/bv.fcgi?call=bv.View..ShowSection&amp;rid=stryer.figgrp.1401">şekilde</a> gösterilmektedir.</p>
<p><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/7845/1859/1600/blood_clotting_cascade.1.gif"><img src="http://photos1.blogger.com/blogger/7845/1859/400/blood_clotting_cascade.jpg" border="0" /></a><br />
Bu şekilde pembe ile gösterilenler maddelerin aktif olmayan, sarı ile gösterilenler ise aktif halledir, mavi ile gösterilenler ise kofaktörlerdir. Ayrıca tüm Roma Rakamıyla gösterilenler rakamın önüne “faktör” koyularak okunur. Örnek vermek gerekirse faktör VIII<sub>a</sub> bir kofaktördür ve aktif haldeki faktör IX (yani faktör IX<sub>a</sub>)’un yardımcı olarak inaktif haldeki faktör X’u aktive hali olan faktör X<sub>a</sub>‘ya dönüşmesini sağlar. Şekilden bakarak aynı mantıkla her adımda neler olduğunu anlayabilirsiniz.</p>
<p>Şekilden görülebileceği gibi intrensek ve ekstrensek yollar bir noktada birleşir. İki yolla da faktör X aktive edilir ve faktör X<sub>a</sub> ile faktör V<sub>a</sub>, protrombini trombine dönüştürür. Trombin ise kan plazmasında çözünebilir bir protein olan fibrinojeni parçalayarak fibrine dönüşmesini sağlar ve daha sonra faktör XIII<sub>a</sub>‘nın da devreye girmesiyle fibrin pıhtıları oluşarak gerekli yerlerin tıkanması sağlanır. Burda temel yapıyı kısaca anlatmak istedim, daha ayrıntılı bilgi için <a href="http://web.indstate.edu/thcme/mwking/blood-coagulation.html">buraya</a>, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Coagulation">buraya</a>  ve <a href="http://www.millerandlevine.com/km/evol/DI/clot/Clotting.html">buraya</a> bakabilirsiniz.</p>
<p>İşte Michael Behe bu sistemin <i>indirgenemez kompleks </i>olduğunu ve bu sebeple evrimleşmiş olamayacağını iddia ediyor. Yani Michael Behe’nin tanımına göre bu sistemin bir parçasının bile olmaması sistemin çökmesine, çalışmamasına sebep olacaktır. Ama intrensek yolda karşımıza çıkan faktör XII veya diğer adıyla Hageman faktörü yunuslarda ve balinalarda yoktur (5) ama kan pıhtılaşma sistemleri çalışmaktadır. Yani kan pıhtılaşma sisteminin <i>indirgenemez kompleks</i> olmadığını çok açık bir şekilde görmekteyiz. Ama bunu Michael Behe de görüyor. Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’ndeki bir forumda Kenneth Miller ile Michael Behe karşılıklı tartışırken (tartışma metnine <a href="http://www.ncseweb.org/resources/articles/7819_part_07_dr_michael_behe_dr_10_31_2002.asp">buradan</a> ulaşabilirsiniz) Miller yunuslardaki bu olayı dile getiriyor ve Behe kan pıhtılaşma sisteminde gereksiz parçalar olduğunu kabul ediyor. Behe bu sebeple bütün pıhtılaşma sistemi yerine bu sistem içindeki sadece 4 parçayı (fibrinojen, protrombin, Stuart faktörü, and proakselerin) seçerek bunların indirgenemez kompleks bir sistemin parçaları olduğunu söylüyor. Ama ortada sadece bu parçalardan oluşan bir sistem yok gerçekte ve evrim sürecinde sadece bu parçalardan oluşan bir sistemin oluşması şart değildir. Kaldı ki Behe’nin kitabında söylediği gibi kan pıhtılaşma sisteminin moleküler evrimiyle ilgili hiçbir şey bilinmiyor falan değildir. Literatürde bu konuyla ilgili birçok makale ve çalışma vardır. <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/entrez/query.fcgi?db=PubMed">PubMed</a>‘de arama yaparak bu konu ile ilgili yazılmış makalelerin listesini görebilirsiniz. Ayrıca <a href="http://www.antievolution.org/cgi-bin/ikonboard/ikonboard.cgi?s=400c7b5d350cffff;act=ST;f=9;t=3">buradan</a> ve <a href="http://www.evowiki.org/index.php/Blood_clotting">buradan</a> da bu konuyla ilgili önemli birçok referansa ve linke ulaşabilirsiniz. Yani Michael Behe ya bilimsel literatürü pek iyi takip etmiyor ya okuyucularının takip etmediğini düşünerek bol keseden atıyor ya da hiçbir açıklamayı nedense tatmin edici bulmuyor.</p>
<p><b>Bağışıklık Sistemi</b></p>
<p>Michael Behe, Darwin’in Kara Kutusu kitabının 6. bölümünü bağışıklık sisteminin parçası olan ve <i>indirgenemez kompleks </i>olduğunu iddia ettiği 3 sisteme ayırıyor. Bu 3 sistemin neden <i>indirgenemez kompleks</i> olmadığı Matt Inlay tarafından <a href="http://www.talkdesign.org/faqs/Evolving_Immunity.html">Evolving Immunity</a> başlıklı yazısında ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Bu 3 sistemden biri olan tamamlayıcı sistemin (Complement System) neden <i>indirgenemez kompleks</i> olmadığı Mike Coon’un <a href="http://www.talkorigins.org/faqs/behe/icsic.html">Is the Complement System Irreducibly Complex?</a> başlıklı yazısında incelenmektedir. Ayrıca bağışıklık sisteminin nasıl evrimleştiği konusunda da birçok bilimsel makale mevcuttur. Mesela daha önce linkini vermiş olduğum <a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/entrez/query.fcgi?db=PubMed">PubMed</a>‘de arama yaparak bağışıklık sisteminin evrimiyle ilgili ne kadar çok makale olduğunu görebilirsiniz. Ayrıca <a href="http://www.evowiki.org/index.php/Immune_system">buradan</a> ve <a href="http://www.antievolution.org/cgi-bin/ikonboard/ikonboard.cgi?s=43c52f3673e9496e;act=ST;f=9;t=16">buradan</a> da konu ilgili faydalı kaynaklara ulaşabilirsiniz. Ama nedense bunların hiçbiri Michael Behe için yeterli olmuyor. Amerika’da Dover’daki Akıllı Tasarım davasının kararında Yargıç Jones, Behe’ye bağışıklık sisteminin evrimiyle ilgili 58 peer-reviewed (hakemli dergilerde) makale, 9 kitap ve birkaç ders kitabı bölümü gösterildiğini ama Behe’nin bunların hiçbirini yeterli görmediğini <a href="http://en.wikisource.org/wiki/Kitzmiller_v._Dover_Area_School_District_4:_whether_ID_is_science">söylüyor</a>. Hem de bu kitapların ve makalelerin çok büyük bir kısmını okumamış olmasına rağmen kendi istediği şekilde bir evrim sürecinin bu kitap ve makalelerde anlatılmadığını düşündüğünü söylüyor. Ayrıca yine bu davada verdiği ifadesinde bir yerde bağışıklık sisteminin nasıl evrimleştiğiyle ilgili araştırma yapmadığını çünkü bunun verimli bir çalışma olmayacağını (yani sonuca ulaşamayacağını) düşündüğünü söylüyor. Yani Behe bunun olamayacağına kendini öyle inandırmış ki konuyla ilgili ne tüm bilimsel görüşleri ve bakış açılarını inceleme gereği duyuyor ne de nasıl evrimleşmiş olabileceğini ve kökenini kendi araştırıyor. Aslında bu sadece bağışıklık sistemi ile ilgili de değil. Yukarda anlattığım diğer yapılar için de aynı şey geçerli.</p>
<p><b>Sonuç</b></p>
<p>Tüm bunlar bize Michael Behe’nin en başında önemli bir hata yaptığını göstermektedir. Michael Behe bir biyokimyacıdır ve özellikle de protein sistemleriyle uğraşmaktadır. Proteinlerden oluşan kompleks yapıların evrimi konusunda yanlış bir düşüncesi var. Behe şöyle düşünüyor: Elimizde 100 proteinden oluşan kompleks bir sistem varsa bu sistemin evrimleşmiş olması için daha önce 99 proteinden oluşan ve aynı görevi yapan bir yapı olmalıdır. 99 proteinlik yapı ise ancak 98 proteinlik ve aynı görevi yapan bir yapıdan evrimleşmiş olmalı. İşte Behe biyokimyasal yapıların evriminin böyle olması gerektiğini düşünüyor. Ama bunun böyle olması gerekmediği çok açık. Proteinlerden oluşan yapıların evrimi DNA yapısındaki değişikliklerle olur ve DNA yapısında oluşacak değişikliğin tek bir protein eklenmesine veya yapı içindeki sadece bir proteinin değişmesine sebep olmak zorunda olmadığı çok açıktır. Ayrıca öncü bir sistemin aynı görevi yapıyor olma gibi bir zorunluluğu da mevcut değildir. Ama Behe böyle olması gerektiğini düşünüyor ve bu tip adım adım kademeli bir evrim sürecinin bilim adamları tarafından açıklanamadığını söylüyor. Yani yukarda anlattığım gibi Behe’nin kendisine sunulan ve bu yapıların olası evrim modellerini anlatan makale ve kitapları bu sebeple kabul etmiyor ve yeterli görmüyor. Sanırım bu sebeple Behe hiçbir zaman bu açıdan kendini tatmin eden bir evrim modeliyle karşılaşmayacak çünkü beklediği şey zaten mümkün olmayan birşey.</p>
<p>En son olarak da Michael Behe’nin veya başka birinin şimdiye kadar, herhangi bir yapının <i>indirgenemez kompleks</i> olduğunu ve evrimleşmiş olamayacağını savunduğu ve hakemli dergilerde yayınlanmış hiçbir makale olmadığını belirtmek istiyorum. Sanırım Behe artık, konuyu fazla bilmeyen ve araştırma yapma imkanı olmayan insanları etkilemek için kitap yazmak yerine bilimsel olduğunu iddia ettiği argümanlarını hakemli dergilerdeki makaleleriyle bilim adamlarına sunmalı.</p>
<p>Akıllı Tasarım hareketi önceki yazılarımda da belirttiğim gibi argümanlarını bilgisizlikten almaktadır. Bilimde bazı boşluklar yaratıp bunların sebebini akıllı bir tasarımcıya atfetmek bilimin araştırma, gözlem ve deney gibi kademelerini ortadan kaldırmak ve yüzyıllar öncesinin gücünü bilgisizlikten alan düşüncelerini kabullenmekten başka birşey değildir. Baksanıza Behe bağışıklı sistemiyle ilgili araştırmalarda sonuca ulaşılamayacağını düşündüğü için araştırmadığını söylüyor. Bu nasıl bir bilimsel yaklaşımdır. Bir bilim adamı böyle önyargılarla hareket etmemelidir. Behe işin başından kendi kriterlerine göre evrimleşmiş olmayacağına karar veriyor ve bu sebeple o yapıları araştırmıyor hatta yapılan tüm araştırmaları inceleme gereği bile duymuyor.</p>
<p>Bir de Akıllı Tasarımcılar teorilerinin bilimsel olduğu iddiasıyla okullarda öğrencilere öğretilmesi gerektiğini savunuyorlar. Hakkında hakemli saygın bilim dergilerinin hiçbirinde bir tane destekleyici makale yazılmamış bir teorinin (aslında ortada teorisi falan yok ama…) okullarda öğretilmesi çok yanlış olur.<br />
<b>Referanslar:</b><br />
1. Mustafa Akyol, <a href="http://www.mustafaakyol.org/2004/10/akilli_tasarim.php">Akıllı Tasarım [Intelligent Design] Teorisi</a>, 2004<br />
2. N. J. Matzke, <a href="http://www.talkdesign.org/faqs/flagellum.html">Evolution in (Brownian) space: a model for the origin of the bacterial flagellum</a>, 2003<br />
3. Ian Musgrave, <a href="http://www.health.adelaide.edu.au/Pharm/Musgrave/essays/flagella_1.htm">Evolution of the Bacterial Flagella</a>, 2000<br />
4. Kenneth R. Miller, <a href="http://www.millerandlevine.com/km/evol/design2/article.html">The Flagellum Unspun: The Collapse of “Irreducible Complexity”</a>, 2004<br />
5. Robinson, A. Jean, Kropatkin, Mona, and Aggeler, Paul M. 1969. Hageman Factor (Factor XII) Deficiency in Marine Mammals. Science 166:1420-1422.<br />
6. Kenneth R. Miller, <a href="http://www.millerandlevine.com/km/evol/design1/article.html">Answering the Biochemical Argument from Design</a>, 2003</div>
</div>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/evrimgercekleri.wordpress.com/18/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/evrimgercekleri.wordpress.com/18/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/evrimgercekleri.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/evrimgercekleri.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/evrimgercekleri.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/evrimgercekleri.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/evrimgercekleri.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/evrimgercekleri.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/evrimgercekleri.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/evrimgercekleri.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/evrimgercekleri.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/evrimgercekleri.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/evrimgercekleri.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/evrimgercekleri.wordpress.com/18/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/evrimgercekleri.wordpress.com/18/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/evrimgercekleri.wordpress.com/18/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=18&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/%e2%80%98indirgenemez-komplekslik%e2%80%99/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7de8a236d76d50440440cf4c9e63e823?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">evrimgercekleri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://photos1.blogger.com/blogger/7845/1859/400/blood_clotting_cascade.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Sudan karaya geçişte en önemli kayıp halka bulundu: Gogonasus</title>
		<link>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/sudan-karaya-geciste-en-onemli-kayip-halka-bulundu-gogonasus/</link>
		<comments>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/sudan-karaya-geciste-en-onemli-kayip-halka-bulundu-gogonasus/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 23:14:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>evrimgercekleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan karaya geçişte en önemli kayıp halka bulundu:]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/sudan-karaya-geciste-en-onemli-kayip-halka-bulundu-gogonasus/</guid>
		<description><![CDATA[Avustralyalı bilim insanları, kara omurgalılarının özelliklerini taşıyan bir balık fosili buldular. 380 milyon yıllık bir geçmişi olan Gogonasus’un, balıkların karaya çıkma sürecindeki en önemli kayıp halka olduğu açıklandı. Yeni fosil ayrıca kara hayvanlarının sanılandan daha önce evrildiğini de kanıtlaması açısından önem taşımakta. İlk kara hayvanları suda gelişmiştir. Sudan karaya geçiş süreci kuşkusuz evrimsel gelişmelerin en [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=17&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><b> Avustralyalı bilim insanları, kara omurgalılarının özelliklerini taşıyan bir balık fosili buldular. 380 milyon yıllık bir geçmişi olan Gogonasus’un, balıkların karaya çıkma sürecindeki en önemli kayıp halka olduğu açıklandı. Yeni fosil ayrıca kara hayvanlarının sanılandan daha önce evrildiğini de kanıtlaması açısından önem taşımakta.</b></p>
<p><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2420004.jpg" height="249" width="250" /></p>
<p>İlk kara hayvanları suda gelişmiştir. Sudan karaya geçiş süreci kuşkusuz evrimsel gelişmelerin en önemli örneklerinden biridir. Bu geçiş sürecini, evrimin yarattığı olağanüstü geçiş biçimlerinde görürüz. Dünyayı değiştiren bu evrim sürecinde çok zorlu değişimler yaşanmıştır.</p>
<p>Mesela gövdenin taşınması, hareket biçimi, kafanın daha iyi hareket ettirilebilmesi için boynun gelişimi, beslenme, soluk alma, üreme vb bu tür değişimler adım adım gerçekleşmiştir. Son yirmi yıl içinde gün ışığına çıkarılan buluntular sayesinde dört ayaklı omurgalı biçiminin (tetrapodlar) suda oluştuğu görüşü yaygınlık kazandı.</p>
<p>Sudan karaya geçişin teorik olarak sığ sularda yani hem yüzmenin hem de yürümenin mümkün olduğu çevrede üç adımda geliştiği tahmin ediliyordu. İlk önce parmaklar (ve tipik tetrapod uzuvları) oluşuyor, daha sonra yürüme yetisi gelişiyor ve hayvanlar son olarak karaya çıkıyordu.</p>
<p><b>385 milyon yıl önce</b></p>
<p>Nitekim suda ve karada yaşayan hayvanların özelliklerini taşıyan canlılara ait fosilleri inceleyen uzmanlar, balıkların ilk kez yaklaşık olarak 385 milyon yıl önce sığ sularda &#8220;yürümeye&#8221; başladıklarını ve aşağı yukarı 365 milyon yıl önce de yüzgeçlerinin parmak olarak evrilmeye başladığını öğrendiler.</p>
<p>Mesela 370-360 milyon yıl önce üst Devoniyen’de yaşadığı bilinen Panderichthys, sudan karaya geçişi simgeleyen iyi örneklerden biridir. Ön yüzgeçleri önemli ölçüde bacağa doğru evrilmeye başlamış olan hayvanın karın yüzgeçlerinden hiçbir değişim saptanmamıştı.</p>
<p>Uzmanlar ön uzuv kemiklerindeki değişimleri ve kemiklerin gövdeye bağlanış biçimini inceleyerek, kas yapısının bedeni kısmen de olsa taşıyacak kadar geliştiğini saptadılar.</p>
<p><b>Yılan gibi sürünüyor</p>
<p></b>Geçen yılın Aralık ayında Nature dergisinde yayımlanan (Sayı 438, s.1145) bir araştırma yazısı ise daha ilginç bilgiler verdi. Uppsala Üniversitesi bilim kadını Catherine A.Boisvert, Panderichthys’in ön uzuvlarını kullanarak &#8220;yılan gibi süründüğünü&#8221; açıklamıştı.</p>
<p><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2420006.jpg" height="179" width="350" /></p>
<p>Fakat fosildeki asıl dikkat çekici özellik, solungaç bölgesinde yer alan geniş soluk delikleriydi. Aynı üniversiteden Martin Brazeau ve Per Ahlberg, bu deliklerin zamanla işitme organının bir parçası (orta kulak) olarak geliştiğini söylediler yine Nature dergisinde.</p>
<p>Ayrıca hayvanın kafa kemikleri de hem balık hem de kara omurgalıların özelliklerini taşıyordu. Panderichthys bu özelliklerinden dolayı evrim bilimcileri tarafından oluşturulan geçiş tablosundaki önemli bir boşluğu dolduruyordu. Genelde &#8220;kayıp halka&#8221; olarak tanımlanan bu tür fosillere bu yılın başında bir yenisi daha eklendi.</p>
<p><b>Tiktaalik roseae</p>
<p></b>Kanada’ya bağlı Ellesmere Adalarında bulunan Tiktaalik roseae, Edward Daeschler ve Neil Shubin’in verdiği bilgilere göre, günümüzden 383 ila 375 milyon yıl önce ırmakların sığ sularında yaşıyordu.</p>
<p>Fosilin iskelet yapısından, hayvanın zaman zaman kısa süreler için de olsa karaya çıktığı anlaşılıyordu. Daeschler’in görüşüne göre Tiktaalik, daha çok balık özellikleri taşıyan Panderichthys ve karada yaşamaya başlayan Ichtyostega arasındaki boşluğu doldurabilirdi.</p>
<p>Kısa bir süre önce, geçen yıl Avustralya’nın batısındaki kireçtaşı katmanlarında bulunan ve yaklaşık olarak 380 milyon yıllık olduğu düşünülen bir balık fosilini inceleyen Victoria Müzesi araştırmacısı John Long, fosilin beklenmedik şekilde kara hayvanlarının gelişmiş özelliklerini taşıdığını açıkladı.</p>
<p>Gogonasus, balıklara ait çok sayıda tipik özelliklere sahip olmasına rağmen, kulakları ve uzuvları şaşırtıcı bir şekilde dört ayaklı omurgalılarınkine benzer bir şekilde gelişmiş. Ayrıca ön yüzgeçlerinin iskeleti de kara omurgalılarına benzeyen Tiktaalik fosiliyle aynı özelliklere sahip.</p>
<p><b>Balıklardan miras</p>
<p></b>Son incelemelerle böylece kulakların ve uzuvların, kara omurgalılarına balıklardan &#8220;miras&#8221; kaldığı anlaşılmış oldu. Gogonasus, sudan karaya geçişi temsil eden en iyi korunagelen fosil diyen araştırmacılar, bir objeyi, yüzlerce farklı açıdan röntgen ışınıyla ışınlayan bilgisayar tomografi aletiyle fosilin üçboyutlu bir görüntüsünü elde etmişler.</p>
<p>Gogonasus da diğer geçiş biçimleri gibi solungacın alt kısmında büyük bir deliğe sahip. Soluk deliği olarak tanımlanan açıklık, günümüz kara omurgalılarındaki orta kulağın öncüsüydü.</p>
<p>Fosilin dikkat çekici diğer bir özelliği de insan ve dört ayaklı hayvanlarda olduğu gibi üst kol kemiği (Humerus), ön kol kemiği (Radius) ve dirsek kemiğinden (Ulna) oluşan bir yüzgeç/bacak yapısına sahip oluşu.</p>
<p>Ayrıca el eklem bağlantıları da gelişmeye başlamış. Bilim adamları hayvanın sığ sularda &#8220;sürünmek&#8221; ve avının üzerine atlamak için ön uzuvlarından yararlandığını tahmin ediyorlar.</p>
<p><b>Bedenin ön kısmı</p>
<p></b>&#8220;Gogonasus, bir şekilde yüzgeçlerinden destek alarak hareket etmeye başlamış olabilir. Ben ön uzuvların karada yürümekten çok, avın üzerine atlamak için bir tür destek görevini gördüğüne inanıyorum. Yüzgeçleri çok kuvvetli ve kaslı olmalıydı, sonuçta hayvan kendisini arkasıyla değil bedeninin ön kısmıyla öne doğru itiyordu&#8221; diye açıklıyor Long.<br />
Bilim adamları son bulgular nedeniyle ilk balıklardan, kara omurgalılara geçişe kadar olan gelişim tablosunun yeniden düzenlenmesi gerektiğini ve Gogonasus’un tetrapodlardan çok tetrapod özellikleri taşıyan Eusthenopteron’lara yakın olduğuna inanıyorlar.</p>
<p>Nitekim Gogonasus’un ön uzuvları amfibilerin birçoğunda olduğu kadar gelişkindi, yani Tiktaalik’in kadar gelişmemişti henüz. Yeni fosili balıktan ayıran özellikleri yeni teknolojilerin yardımıyla aydınlandı. Bilim adamları eğer fosili üçboyutlu olarak inceleme şansını elde etmemiş olsalardı, Gogonasus, sıradan bir balık olarak da sınıflandırılabilirdi.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/evrimgercekleri.wordpress.com/17/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/evrimgercekleri.wordpress.com/17/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/evrimgercekleri.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/evrimgercekleri.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/evrimgercekleri.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/evrimgercekleri.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/evrimgercekleri.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/evrimgercekleri.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/evrimgercekleri.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/evrimgercekleri.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/evrimgercekleri.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/evrimgercekleri.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/evrimgercekleri.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/evrimgercekleri.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/evrimgercekleri.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/evrimgercekleri.wordpress.com/17/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=17&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/sudan-karaya-geciste-en-onemli-kayip-halka-bulundu-gogonasus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7de8a236d76d50440440cf4c9e63e823?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">evrimgercekleri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2420004.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2420006.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Evrimin en önemli kayıp halkası bulundu</title>
		<link>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/evrimin-en-onemli-kayip-halkasi-bulundu/</link>
		<comments>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/evrimin-en-onemli-kayip-halkasi-bulundu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 23:13:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>evrimgercekleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Evrimin en önemli kayıp halkası bulundu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/evrimin-en-onemli-kayip-halkasi-bulundu/</guid>
		<description><![CDATA[Canlıların evrimindeki çok önemli kayıp halkalardan biri bulundu. Kanada’nın kuzeyindeki Ellesmere Adası’nda bulunan kafası timsaha benzeyen balık fosili, canlıların sudan çıkıp karada yürümeye başladığı ilk geçiş dönemini temsil ediyor. BİLİM adamlarına göre Ellesmere Adası’nda bulunan fosil, canlıların sudan karaya geçişlerini açıklayan evrim aşamasında eksik olan en önemli bağlantı. Canlıların evrimindeki kilometretaşlarını kanıtlayan daha önceki fosiller, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=16&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1345678.jpg" align="right" border="0" hspace="2" vspace="6" /><b>Canlıların evrimindeki çok önemli kayıp halkalardan biri bulundu. Kanada’nın kuzeyindeki Ellesmere Adası’nda bulunan kafası timsaha benzeyen balık fosili, canlıların sudan çıkıp karada yürümeye başladığı ilk geçiş dönemini temsil ediyor.</b></p>
<p>BİLİM adamlarına göre Ellesmere Adası’nda bulunan fosil, canlıların sudan karaya geçişlerini açıklayan evrim aşamasında eksik olan en önemli bağlantı. Canlıların evrimindeki kilometretaşlarını kanıtlayan daha önceki fosiller, daha çok karasal özellikler taşıyan balıklara ya da deniz canlısı özelliği taşıyan ve balığa daha çok benzeyen omurgalılara ait fosillerdi.</p>
<p>Bu iki aşamanın tam arasında bulunan yeni fosile &#8220;Tiktaalik roseae&#8221; adı verildi. Keşfi yapanlardan Philadelphia Doğa Bilimleri Akademisi’nden Dr. Ted Daeschler, &#8220;Bu buluş, gerçekleşen bir rüyadır&#8221; dedi.</p>
<p>Tiktaalik roseae ya da benzeri canlılar, hayvanların 375 milyon yıl önce ilk kez sudan çıkarak karada yürümeye başladığı dönemde, yüzgeçlerin ayağa dönüşmesindeki kayıp bağlantıyı oluşturuyorlar. Bu canlıların kafatası, boynu, kaburga kemiği bulunan ve &#8220;tetrapod&#8221; adı verilen dört bacaklı canlılara benzeyen ayakları bulunuyor. Ama aynı zamanda ilkel çene yapısı gibi balıksı özellikler de taşıyorlar.</p>
<p>Nature Dergisi’nde dün yayınlanan makalesinde araştırmacılardan Prof. Neil Shubin, &#8220;Tiktaalik, hem anatomisi hem de yaşam biçimi bakımından balık ile kara hayvanları arasındaki sınırları bulandırıyor. Bu hayvan hem balık, hem ’tetrapod’. Şaka ile karışık biz ona ’fishapod’ (dört ayaklı balık) diyoruz&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ellesmere Adası’nda bulunan fosilden boyları 1.5 ile 2.5 metre arasında olan Tiktaalik’in bir balığın pullarına ve yüzgeçlerine sahip olduğu anlaşıldı. Ancak Tiktaalik’te kara hayvanlarınınki gibi kaburga kemikleri, boyun ve kara canlılarına ait daha başka kemik uzantıları da bulunuyor. Prof. Shubin, &#8220;Tiktaalik’in anatomisinin her bir parçası açığa çıktığında bu hayvanın özelliklerinin ne kadar harika bir biçimde kara ve su arasına yerleştiğini gördük&#8221; dedi.</p>
<p>http://www.hurriyet.com.tr/yasam/4214985.asp?gid=69</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/evrimgercekleri.wordpress.com/16/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/evrimgercekleri.wordpress.com/16/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/evrimgercekleri.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/evrimgercekleri.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/evrimgercekleri.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/evrimgercekleri.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/evrimgercekleri.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/evrimgercekleri.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/evrimgercekleri.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/evrimgercekleri.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/evrimgercekleri.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/evrimgercekleri.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/evrimgercekleri.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/evrimgercekleri.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/evrimgercekleri.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/evrimgercekleri.wordpress.com/16/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=16&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/evrimin-en-onemli-kayip-halkasi-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7de8a236d76d50440440cf4c9e63e823?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">evrimgercekleri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1345678.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Evrimin halkaları birbirine ekleniyor</title>
		<link>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/evrimin-halkalari-birbirine-ekleniyor/</link>
		<comments>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/evrimin-halkalari-birbirine-ekleniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 23:11:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>evrimgercekleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Evrimin halkaları birbirine ekleniyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/evrimin-halkalari-birbirine-ekleniyor/</guid>
		<description><![CDATA[Biyolojide evrim, &#8220;türlerin nesilden nesile, değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanması&#8221; diye açıklanır. Evrim sonucunda farklılaşan türler, yeni türlerin ortaya çıkmasına neden olur. İşte bilim dünyası, üst üste, &#8220;doğal seçilim&#8221;i temel alan teorisi ile modern evrimin babası olarak kabul edilen Charles Darwin’i destekleyen gelişmelerle çalkalandı: 1) Canlıların denizden karaya çıkışında eksik halka olan fosil [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=15&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1414573.jpg" align="right" border="0" hspace="2" vspace="6" /><b>Biyolojide evrim, &#8220;türlerin nesilden nesile, değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanması&#8221; diye açıklanır. Evrim sonucunda farklılaşan türler, yeni türlerin ortaya çıkmasına neden olur. İşte bilim dünyası, üst üste, &#8220;doğal seçilim&#8221;i temel alan teorisi ile modern evrimin babası olarak kabul edilen Charles Darwin’i destekleyen gelişmelerle çalkalandı:</b></p>
<p>1) Canlıların denizden karaya çıkışında eksik halka olan fosil bulundu. 2) Ardından evrimsel gelişmeye &#8220;moleküler düzeyde&#8221; büyük bir doğrulama getirildi. 3) İnsangillerin gelişiminde 4 milyon yıl öncesine ait yeni bir ara halka, bir hominide ait kafatası ve kemikler bulundu.</p>
<p><b>Sudan karaya geçişteki kayıp halka</p>
<p></b>İlk gelişme, timsaha benzeyen &#8220;Tiktaalik roseae&#8221; adlı bir sürüngenin fosilinin bulunması ile yaşandı. Kanada’nın kuzeyinde Ellesmere Adası’nda bulunan bu fosil, suda yaşayan hayvanların karaya geçişinin kademeli olduğunu göstermesi açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>417 milyon ile 354 milyon yıl önce Devonian Dönem’de yaşadığı tahmin edilen hayvanın, tetrapod denilen 4 bacaklı ilk hayvanlara benzer kafatası, boyun ve kaburgalarının olduğu görülüyor. Bunun yanı sıra hayvanın balıklarda olduğu gibi pulları, yüzgeçleri ve ilkel bir çenesi var. 2.5 metre uzunluğundaki hayvanın keskin dişleri ve timsah gibi bir kafası bulunuyor.</p>
<p>Bilim dünyası, önceleri, milyonlarca yıl önce balıkların sudan çıkıp kara yaşamına uyum sağlamaya yöneldiklerini öngörüyordu. Ancak, balık ile karaya uyumlu tetrapodlar arasında köprü oluşturan bir hayvan türünün varlığından kuşkulanmakla birlikte bugüne kadar bunu kanıtlayacak somut verilere ulaşılamamıştı.</p>
<p>İnuit dilinde, büyük, sığ su balığı anlamına gelen Tiktaalik’in keşfi, bilim dünyasına göre balık ile kara hayvanları arasındaki sınırı, anatomisi ve yaşam şekli ile ortadan kaldırıyor. Harvard Üniversitesi’nden, fosili bulan ekibin başı <b>Farish Jenkins</b>’e göre, söz konusu Tiktaalik, aralarında insanların da olduğu, bacakları olan hayvanların evriminde çok kritik erken bir evreyi temsil ediyor. Tiktaalik, ayrıca yüzgeçlerin nasıl bacaklara dönüştüğü konusunda biyologları aydınlatmış oluyor.</p>
<p><b>Evrime moleküler temelde doğrulama<br />
</b><br />
Dünyaca ünlü bilim dergisi Science’da yayımlanan bir makale, evrim konusundaki şüphelere ciddi bir yanıt niteliği taşıyor. Modern evrimin babası Charles Darwin, kuramını &#8220;herhangi bir kompleks organın çok sayıda ve birbiri ardına meydana gelen küçük değişikliklerle oluştuğu&#8221; varsayımına dayandırmıştı. Ancak her şeye karşın Darwin 1859 yılında bu teorinin mutlaka kanıtlanması gerektiğini, aksi takdirde kuramın çürütülebileceğini not etmişti.</p>
<p>Amerikalı bilim insanları, şimdi Darwin’in bu teorisini moleküler düzeyde kanıtlamayı başardılar. Oregon Üniversitesi’nde <b>Joe Thornton</b> ve ekibi, farklı zamanlara ait olmalarına karşın, günümüzde anahtar ve kilit gibi birbirine uyumlu iki hormon ve reseptörü incelediler.</p>
<p>Bilim adamları, yılanbalığı şeklinde yuvarlak ağızlı bir su hayvanı (petromyzon) ile yine yılan balığına benzeyen ve başka balıkların vücuduna başını sokarak yaşayan ufak deniz balığı (hagfish) gibi zamanımıza kadar gelmeyi başaran bu iki çenesiz ilkel türdeki stres hormonu reseptörünün, modern versiyonunu buldular. Ekip, ayrıca köpekbalığı sülalesinden gelen bir başka balıkta, bu reseptörün iki adet modern versiyonu daha buldu.</p>
<p>Bunları üreten genleri bulan ve birbirleri ile karşılaştıran araştırmacılar, bunların 450 milyon yıl önce varolan tek bir ortak genden geldikleri sonucuna vardılar. Söz konusu dönemde, hayvanlar daha sudan karaya çıkmamış ve kemik daha evrimleşmemişti.</p>
<p>Araştırmacılar, bu hormon reseptörü örneğiyle anahtar-kilit evresinin evrimsel bir süreç geçirdiğini kanıtlamış oldu. Çalışmalar, karmaşık biyolojik yapıların, moleküler bazda nasıl evrimleştiğini ortaya çıkartıyor. Bu bulgular, moleküler gelişimin Darwin’in evrim kuramıyla tamamen uyum içinde olduğunu gösteriyor. Böylece evrim kuramına karşı çıkanların öne sürdüğü &#8220;sadeleştirilemez karmaşa&#8221; tezinin büyük bir yanılgı olduğu da anlaşılmış oluyor. Böylece karmaşık sistemlerin sade adımlarla oluşturulduğu gösterildi ve bilim bu süreci izleyebilecek duruma geldi.</p>
<p><b>İnsan evrimindeki boşluğu dolduran fosil<br />
</b><br />
İnsangillerin gelişim zincirinde yeni bir halka olarak kabul edilen, 4.2 milyon yıllık kalıntılar, evrim sürecindeki önemli bir boşluğu dolduruyor. Etiyopya’nın Orta Awsh Bölgesi’nde bulunan fosilin &#8220;Australopithecus anamensis&#8221; türüne ait olduğu belirtiliyor. Yani söz konusu fosil, büyük olasılıkla insanların doğrudan atası.</p>
<p>Kaliforniya’daki Berkeley Üniversitesi’nden ünlü paleoantrolog <b>Tim White</b> ve çalışma arkadaşlarının bu keşifleri Nature dergisinde yayınlandı. White ve arkadaşları, uzun yıllardır bu bölgede çalışıyor ve fosil avcılığı yapıyor. Bu buluntu, 4.4 milyon yıl önce yaşamış daha eski bir tür olan Ardipithecus ramidus ile daha sonraki Australopithecus afarensis türü arasındaki boşluğu dolduruyor. Afarensis de Orta Awash Bölgesi’nde 3.4 milyon yıl önce yaşamıştı. Yeni fosil, bu ikisinin arasını yalnızca kronolojik değil, aynı zamanda anatomik olarak da tamamlıyor.</p>
<p>Aslında Anamensis türünün keşfi yeni değil. Önemli olan ilk kez bu üç türün tek bir bölgede ve dönemsel olarak birbirini izleyen bir süreç çerçevesinde bulunması. Bunun bir açıklaması, tek bir türün basit olarak diğer bir türe evrimleşmesi. Buna bilim dünyası filetik evrim adı veriyor. Diğer bir olasılık da, Australopithecus’un ilk başta Ardipithecus’un bir yan dalı olarak ortaya çıkmış olması. Bu süreçte kız evlat türü, ana türün yanında bir süre için, ana tür yok olup gitmeden önce yaşamış olabilir.</p>
<p>Yeni keşifler, Ardipithecus ve Austrapithecus arasındaki boşlukta bir köprü oluştursa da bu boşluğu tümüyle kapatmıyor. White, bu durumu &#8220;Boşluk tümüyle kapanmış değil. Biz büyük bir boşluğu doldurduk ve iki adet küçük boşluk yarattık. Şimdi 4.4 milyon ila 4.1 milyon yıl arasındaki boşluğu neyin doldurduğunu araştırıyoruz. Bu da 300 bin yıl eder. Belki insan yaşamıyla karşılaştırıldığında çok büyük bir zaman dilimi ancak jeolojik ölçekte çok uzun bir süre değil&#8221; diyor.</p>
<p>http://www.hurriyet.com.tr/pazar/4298335.asp<b></b></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/evrimgercekleri.wordpress.com/15/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/evrimgercekleri.wordpress.com/15/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/evrimgercekleri.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/evrimgercekleri.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/evrimgercekleri.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/evrimgercekleri.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/evrimgercekleri.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/evrimgercekleri.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/evrimgercekleri.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/evrimgercekleri.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/evrimgercekleri.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/evrimgercekleri.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/evrimgercekleri.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/evrimgercekleri.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/evrimgercekleri.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/evrimgercekleri.wordpress.com/15/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=15&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/evrimin-halkalari-birbirine-ekleniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7de8a236d76d50440440cf4c9e63e823?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">evrimgercekleri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1414573.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Adnan Oktar Artık Uluslararası Bir Sorun</title>
		<link>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/adnan-oktar-artik-uluslararasi-bir-sorun/</link>
		<comments>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/adnan-oktar-artik-uluslararasi-bir-sorun/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 23:04:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>evrimgercekleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Oktar Artık Uluslararası Bir Sorun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/adnan-oktar-artik-uluslararasi-bir-sorun/</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;deki yaratılış teorisinin en önemli temsilcisi olan Adnan Oktar, 1956&#8242;da Ankara&#8217;da doğdu. Doğumuyla, 1979&#8242;da kazandığı ve bir ifadesine göre &#8216;siyasi olaylar&#8217; yüzünden bıraktığı Mimar Sinan Üniversitesi&#8217;ndeki öğrenciliği arasında yaşantısı bilinmiyor. Sosyete çevresi içinde &#8216;Adnan Hoca&#8217; diye ünlendi. 1986 yılında bir gazetede yayımlanan yazısı yüzünden &#8216;Ümmetçilik propagandası yapmak&#8217; suçundan tutuklandı, dokuz ay cezaevinde, 10 ay da [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=14&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;deki yaratılış teorisinin en önemli temsilcisi olan Adnan Oktar, 1956&#8242;da Ankara&#8217;da doğdu. Doğumuyla, 1979&#8242;da kazandığı ve bir ifadesine göre &#8216;siyasi olaylar&#8217; yüzünden bıraktığı Mimar Sinan Üniversitesi&#8217;ndeki öğrenciliği arasında yaşantısı bilinmiyor.</p>
<p>Sosyete çevresi içinde &#8216;Adnan Hoca&#8217; diye ünlendi. 1986 yılında bir gazetede yayımlanan yazısı yüzünden &#8216;Ümmetçilik propagandası yapmak&#8217; suçundan tutuklandı, dokuz ay cezaevinde, 10 ay da Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi&#8217;nde kaldı. Çıkışı, &#8216;bir mahkûm ve ruh hastasına&#8217; göre hayli hızlıydı: 1991 yılında Bilim Araştırmaları Vakfı&#8217;nı (BAV) kurdu. Grubuyla birlikte &#8216;ateizm, Darwinizm ve Siyonizm karşıtı&#8217; görüşler savunacak, konferanslar verecek, yayımlar yapacaktı. Öyle de oldu: &#8216;Harun Yahya&#8217; adıyla bugüne dek 268 kitabı olduğu öne sürülüyor.<font face="Arial,Verdana,MS Sans Serif" size="2"><font face="Arial" size="2"> </font></font></p>
<p><b>Raporla askerlikten &#8216;yırttı&#8217;</b></p>
<p>Oktar, adı kamuoyunda duyulunca askere çağrıldı. Ancak 1993&#8242;te Eskişehir Hava Hastanesi&#8217;nden aldığı &#8216;Askerliğe elverişli değil&#8217; raporuyla muaf tutuldu. Ayrıca &#8216;paranoid şizofreni&#8217; olduğuna dair yedi hastaneden aldığı raporları var. Kokain kullandığı iddiasıyla açılan davada beraat etti.</p>
<p>Oktar ve bir grup müridi hakkında açılan &#8216;çıkar amaçlı örgüt kurmak&#8217; davası, 24 Kasım 2005&#8242;te İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle düşürüldü. Ne var ki Yargıtay 8. Ceza Mahkemesi sonradan &#8216;Oktar&#8217;ın çıkar amaçlı suç örgütünün kurucusu ve lideri olduğuna, diğer 17 sanığın da bu örgütün yöneticisi olduklarına&#8217; hükmederek, bu kararı bozdu. Karar sonucu mahkeme, Oktar hakkında yurtdışına çıkış yasağı getirdi. Ne &#8216;paranoid şizofreni&#8217; hastalığı, ne cezaevi süreci ne de hakkında verilmiş &#8216;yurtdışına çıkış yasağı&#8217; Oktar&#8217;ı durdurabilirdi. Bilhassa 2006 yılı, Oktar&#8217;ın yükselişi dönemiydi. BAV&#8217;ın yanı sıra Milli Değerler Vakfı (MDV) ve Türkiye Bilim Merkezleri Vakfı&#8217;nı (TBMV) kurdu.</p>
<p>Oktar&#8217;ın, 2006&#8242;daki en müthiş(!) organizasyonu &#8216;Evrim teorisini çürütüyor&#8217; dediği ve &#8216;fosil&#8217; olduğunu ileri sürdüğü kemiklerin sergilendiği &#8216;yaratılış Müzesi&#8217; oldu. İlk müze, BAV etiketiyle Küçükçekmece Belediyesi&#8217;ne ait Halkalı Kültür Merkezi&#8217;nde açıldı. AKP&#8217;li belediye başkanı Aziz Yeniay da açılışa katıldı. Müze, kapatıldı ama Oktar yılmadı. Müze iki gün sonra Beylikdüzü&#8217;ndeki Sars Alışveriş Merkezi&#8217;ne taşındı.</p>
<p><b>&#8216;Müze&#8217; öğrencilere de gezdirildi</b></p>
<p>Müzeye bölgedeki iki ilkokulun öğrencileri, öğretmenlerin gözetiminde geldi. Bu gezi için izin alınmamıştı. Ama soruşturma da açılmadı. Zaten 19 Mart&#8217;ta, MDV&#8217;nin valilik ve il milli eğitim müdürlüğünden 25 okulda &#8216;Uzay ve Yer Bilimleri&#8217; konferansı verme izni kopardığı anlaşıldı.</p>
<p>Oktar, daha sonra birçok kamu binasında bir yolunu bulum &#8216;fosil&#8217;lerini sergiledi. Ona ait olduğu anlaşıldıkça müzeler kapatılıyordu. Kapatıldı da, Oktar yıldı mı? Hayır. 28 Aralık&#8217;ta &#8216;biyolog&#8217; Mehmet Erden, Koç Müzesi&#8217;nin giriş ve ikinci katına &#8216;Yaşayan Fosiller&#8217; adlı sergisini açtı. Sergi kısa sürede kapatıldı. Sonradan anlaşıldı ki MDV, bu &#8216;tezgâhı&#8217; Ankara Atatürk Lisesi&#8217;nde &#8216;Mavi Gezegen&#8217; adıyla açmıştı.</p>
<p>2007 yılın sürpriziyse &#8216;yaratılış Atlası&#8217; oldu. Gerçi bu atlas 2006 yılında işadamlarına, gazetecilere ve halk kütüphalerine gönderilmişti. Ama 770 sayfalık, kuşe kağıda basılı ve &#8216;Harun Yahya&#8217; takma adıyla yazılmış atlasın devlet dairesine ilk girişi, Kırklareli Valisi Hüseyin Avni Coş sayesinde 2006&#8242;da oldu. Coş, atlasın halk kütüphanesine alınması için emir verdi.</p>
<p>Bir süre sonra AKP Gaziantep Milletvekili Ahmet Uzer, atlası TBMM&#8217;de milletvekillerine dağıttı. Daha sonra dönemin TBMM Başkanvekili İsmail Alptekin atlasın TBMM&#8217;de dağıtılmasına izin vermedi.</p>
<p>Oktar&#8217;ın eserleri Fransa&#8217;ya ulaşınca uluslararası bir soruna dönüştü. Fransızcaya çevrilen binlerce &#8216;Yaratılış Atlası&#8217; şubat ayında Fransa&#8217;daki üniversite, lise ve kolejlere gönderildi. Ulusal Eğitim Bakanı Gilles de Robien, okul yönetimlerinden, kitabın öğrencilere dağıtılmamasını istedi. Le Figaro gazetesine konuşan biyolog Herve Le Guyader, &#8220;Bu, Kuzey Amerika&#8217;daki Hıristiyanlıktan ilham alan yaratılıştan çok daha tuzağa düşürücü&#8221; yorumu yaptı.</p>
<p>[Bu yazı 07-10-2007 tarihli Radikal Gazetesi'nden alınmıştır.]</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/evrimgercekleri.wordpress.com/14/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/evrimgercekleri.wordpress.com/14/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/evrimgercekleri.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/evrimgercekleri.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/evrimgercekleri.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/evrimgercekleri.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/evrimgercekleri.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/evrimgercekleri.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/evrimgercekleri.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/evrimgercekleri.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/evrimgercekleri.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/evrimgercekleri.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/evrimgercekleri.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/evrimgercekleri.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/evrimgercekleri.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/evrimgercekleri.wordpress.com/14/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=14&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/adnan-oktar-artik-uluslararasi-bir-sorun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7de8a236d76d50440440cf4c9e63e823?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">evrimgercekleri</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ernst Haeckel&#8217;in embriyo çizimleri üzerine Yaratılışçı çarpıtmalar</title>
		<link>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/ernst-haeckelin-embriyo-cizimleri-uzerine-yaratilisci-carpitmalar/</link>
		<comments>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/ernst-haeckelin-embriyo-cizimleri-uzerine-yaratilisci-carpitmalar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 22:58:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>evrimgercekleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Ernst Haeckel'in embriyo çizimleri üzerine Yaratılı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/ernst-haeckelin-embriyo-cizimleri-uzerine-yaratilisci-carpitmalar/</guid>
		<description><![CDATA[Bir grup bilimci, bilgi birikimine katkı sağlamak için emek sarf ediyor ve birtakım bulgular ortaya koyuyor. Fakat bu sonuçlar, bilgi üretmeyen, bilim asalağı durumundaki Yaratılışçılar tarafından, Darwin ve Evrim Kuramını karalamak için sömürülüyor. Araştırmacılar sonunda, bilim dünyasında görmeye pek alışık olmadığımız bir şekilde, çalışmalarının Yaratılışçılar tarafından çarpıtıldığını, Ernst Haeckel&#8217;in kimi çalışmalarının bilimsel gerçeklere uymasa da, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=13&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir grup bilimci, bilgi birikimine katkı sağlamak için emek sarf ediyor ve birtakım bulgular ortaya koyuyor. Fakat bu sonuçlar, bilgi üretmeyen, bilim asalağı durumundaki Yaratılışçılar tarafından, Darwin ve Evrim Kuramını karalamak için sömürülüyor. Araştırmacılar sonunda, bilim dünyasında görmeye pek alışık olmadığımız bir şekilde, çalışmalarının Yaratılışçılar tarafından çarpıtıldığını, Ernst Haeckel&#8217;in kimi çalışmalarının bilimsel gerçeklere uymasa da, konuya genel bakışının doğru olduğunu ve embriyoloji biliminin Darwin&#8217;in çalışmaları ve Evrim Kuramıyla tam bir uyum içinde bulunduğunu dünyaya duyurmak zorunda kalıyor.</p>
<p><span class="postbody"> Yaratılışçıların propaganda dokümanlarına baktığımda aklıma hep, çöl yaşamının güçlü ve mağrur hayvanı deveye atfedilen ve çoğumuzun bildiği küçük öykü gelir. Hani, &#8220;Boynun neden eğri?&#8221; diye sorulduğunda, onun &#8220;Nerem doğru ki!&#8221; dediği öykü.</span></p>
<p>Yaratılışçıların iddialarıyla ilgili hangi konuya el atılsa, içinden mutlaka bir bit yeniğinin çıkması, artık çocukların dahi fark ettiği sıradan bir gerçek haline gelmiş vaziyette.</p>
<p><span class="postbody">Bu bağlamda Türk halkının aydınlanma mücadelesine katkı amacıyla, Yaratılışçıların bir çarpıtmasını daha insanımızın bilgisine sunmak istiyorum:</span></p>
<p><span class="postbody"><b> Science&#8217;daki haber ve Yaratılışçının yorumu</b></span></p>
<p><span class="postbody">Yaratılışçıların propaganda amacıyla yaygın olarak kullandıkları dokümanlardan biri açıldığında, &#8220;Bilim Tarihinin En Büyük Sahtekarlığı: Evrim Teorisi&#8221; başlığı görülür. Fakat başlığın hemen altına bakıldığında, </span><img src="http://www.evrim-teorisi.org/images/stories/articles/haeckel.jpg" alt="Ernst Haeckel" align="left" height="250" hspace="5" width="201" /><span class="postbody">büyük sahtekârlığı ifşa edenin kendisinin de sahte bir ad kullandığı fark edilir. Peki Evrim Kuramı, uzmanlık isteyen bir konu olduğuna göre, bunu ifşa edenin en azından bir yüksek eğitiminin olması gerekmez mi? Ne gezer, adam lise mezunu.</span></p>
<p><span class="postbody">Sahte isimli, sahte uzman, bilim sahtekârlığını açıklıyor!</span></p>
<p><span class="postbody">Bakalım bu işin mümkünü var mı? İnternetteki sayfayı okumaya devam edelim:</span></p>
<blockquote><p><span class="postbody">Ünlü bilim dergisi Science, 5 Eylül 1997 tarihli sayısında, Haeckel&#8217;in embriyo çizimlerinin bir sahtekarlık ürünü olduğunu açıklayan bir makale yayınlamıştır. &#8216;Haeckel&#8217;in Embriyoları: Sahtekarlık Yeniden Keşfedildi&#8217; başlıklı yazıda şöyle denmektedir:<br />
&#8220;Londra&#8217;daki St. George&#8217;s Hospital Medical School&#8217;dan embriyolog Michael Richardson, &#8216;(Haeckel&#8217;in çizimlerinin) verdiği izlenim, yani embriyoların birbirine çok benzedikleri izlenimi yanlış&#8217; diyor&#8230; O ve arkadaşları Haeckel&#8217;in çizdiği türdeki ve yaştaki canlıların embriyolarını yeniden inceleyerek ve fotoğraflayarak kendi karşılaştırmalarını yapmışlar. Richardson, Anatomy and Embryology dergisine yazdığı makalede, &#8216;embriyolar çoğu zaman şaşırtıcı derecede farklı görünüyorlar&#8217; diye not ediyor. </span></p>
<p><span class="postbody">Haeckel&#8217;in, embriyolorı benzer gösterebilmek için, bazı organları kasıtlı olarak çizimlerinden çıkardığını ya da hayali organlar eklediğini bildiren Science dergisi, yazının devamında şu bilgileri vermektedir:<br />
&#8220;Richardson ve ekibinin bildirdiğine göre, Haeckel sadece organlar eklemek ya da çıkarmakla kalmamış, aynı zamanda farklı türleri birbirlerine benzer gösterebilmek için büyüklükleri ile oynamış, bazen embriyoları gerçek boyutlarından on kat farklı göstermiş. &#8230; Richardson &#8216;(Haeckel&#8217;in çizimleri) biyolojideki en büyük sahtekarlıklardan biri haline geliyor&#8217; diyor.</span></p></blockquote>
<p><span class="postbody">Bu alıntıdan sonra sahte isimli, sahte uzmanımız bilgiççe bir değerlendirme yapıyor:</span></p>
<blockquote><p><span class="postbody">Evrim teorisini desteklemek uğruna yapılan tüm bu bilimsel sahtekarlıklar ya da önyargılı değerlendirmeler, bu teorinin bilimsel bir açıklamadan ziyade, bir tür ideoloji olduğunu göstermektedir. Her ideolojinin olduğu gibi, bu ideolojinin de fanatik taraftarları vardır ve bunlar evrimi her ne pahasına olursa olsun ispatlama çabası içindedirler. Ya da teoriye o denli dogmatik bir biçimde bağlanmışlardır ki, ellerine geçen her bulguyu, evrimle hiçbir ilgisi olmasa da, teorinin büyük bir kanıtı olarak algılamaktadırlar. Bu kuşkusuz bilim adına üzücü bir tablodur; çünkü bilim dünyasının temelsiz bir dogma uğruna yanlış yönlendirildiğini gösterir.</span></p></blockquote>
<p><span class="postbody">Şimdi bu yazıyı okuyan bir kişi ne düşünür? Kafasında büyük olasılıkla Ernst Haeckel, çalışmaları ve Evrim Kuramı hakkında ciddi sorular oluşur. En azından bir şüphe doğar. Hatta, tanınmış bilim dergisi Science bile konuyu ele aldığına göre, acaba Yaratılışçıların söylemleri doğru olabilir mi, diye de düşünebilir.  </span></p>
<p><span class="postbody"><b> Bilimci Michael Richardson&#8217;un açıklamaları<br />
</b><br />
Şimdi işin aslına bakalım&#8230;<br />
Öncelikle Science dergisindeki &#8220;Haeckel&#8217;in Embriyoları: Sahtekârlık Yeniden Keşfedildi&#8221; başlıklı yazıyla ilgili bir iki şey söylemek gerekli: Bu yazı, bilimsel bir araştırma makalesi değildir. Derginin &#8220;Araştırma Haberleri&#8221; kısmında yer alan, uzunluğu bir sayfadan daha kısa, bir yorum yazısıdır (1). Yazıyı yazan Elizabeth Pennisi ise, derginin kadrolu yazarlarından biri olup, kendisinin herhangi bir akademik ya da araştırmacı kimliği yoktur.</span></p>
<p><span class="postbody">Pennisi yazısının başlığına ne koymuştu? &#8220;Sahtekârlık Yeniden Keşfedildi.&#8221; Yaratılışçı bu yazıya dayanarak ne demişti: &#8220;Her ideolojinin olduğu gibi, bu ideolojinin de fanatik taraftarları vardır ve bunlar evrimi her ne pahasına olursa olsun ispatlama çabası içindedirler.&#8221;</span></p>
<div style="text-align:center;"><img src="http://www.evrim-teorisi.org/images/stories/articles/embriyo1.gif" alt=" " height="300" width="494" /></div>
<p><span class="postbody">Şimdi bundan sonraki gelişmeleri izleyelim&#8230;<br />
Makalelerinin (2) yayımlanmasından birkaç ay sonra, Pennisi&#8217;nin yazısından yola çıkarak Yaratılışçıların, kendi araştırmalarını bilinçli şekilde çarpıtıp, Evrim Kuramına saldırı için kullanmalarından çok rahatsız olan Michael Richardson ve arkadaşları, en sonunda Science dergisine bir mektup göndermek zorunda kalırlar. Yaratılışçıların gerçek yüzünü göstermesi açısından bu önemli mektubun dikkatle okunması gerekiyor: Yaklaşık bir sayfalık mektubun burada sadece ilk paragrafının çevirisini aktarmak istiyorum:</span></p>
<blockquote><p><span class="postbody">Bizlerin bazısının yardımcı yazar olarak yer aldığı ve Elizabeth Pennisi tarafından da konu edilmiş (Araştırma Haberleri, 5 Eylül 1997 s. 1436) yeni bir çalışma, Ernst Haeckel tarafından geçen yüzyılda yayımlanmış embriyo çizimlerindeki hataları inceledi. Çalışmamız, ulusal kanalda yayımlanan bir tartışma programında Evrim Teorisine saldırmak ve evrimin embriyolojiyi açıklayamayacağını göstermek için kullanılmıştır. Bizler bu bakış açısına kesinlikle katılmıyoruz. Embriyolojiden elde edilen bulgular Darwinci evrim ile tamamen uyumludur. Haeckel&#8217;in tanınmış çizimleri, uzun zamandır bilinen Yaratılışçı bir tartışma konusudur. (Bu çizimlerin) ilk sürümleri, farklı omurgalı türlerinde oldukça benzer görünen genç embriyoları gösterir. Temelde, Haeckel haklıydı. Bütün omurgalılar (notokorda, vücut bölmeleri, farinks keseleri içeren) benzer bir vücut taslağı geliştirirler. Bu ortak gelişme planı, ortak bir evrimsel geçmişi yansıtır. Bu bilgi, farklı hayvanlardaki gelişimin ortak genetik mekanizmalar tarafından kontrol edildiğini bildiren çok yeni ve önemli kanıtla da uyumludur. (�)<br />
[Michael K. Richardson, James Hanken, Lynne Selwood, Glenda M. Wright, Robert J. Richards, Claude Pieau, Albert Raynaud, (1998). Science. 280(5366), s.983]</span></p></blockquote>
<p><span class="postbody">Saygıdeğer okuyucular düşünebiliyor musunuz, bir grup bilimci, bilgi birikimine katkı sağlamak, gerçeğe ulaşmak için emek sarf ediyor ve birtakım bulgular ortaya koyuyor. Fakat bu sonuçlar, bilgi üretmeyen, bilim asalağı durumundaki Yaratılışçılar tarafından, Darwin ve Evrim Kuramını karalamak için sömürülüyor. Çaresiz kalan araştırmacılar sonunda, bilim dünyasında görmeye pek alışık olmadığımız bir şekilde, çalışmalarının Yaratılışçılar tarafından çarpıtıldığını, Ernst Haeckel&#8217;in kimi çalışmalarının bilimsel gerçeklere uymasa da, konuya genel bakışının doğru olduğunu ve embriyoloji biliminin Darwin&#8217;in çalışmaları ve Evrim Kuramıyla tam bir uyum içinde bulunduğunu tüm dünyaya duyurmak zorunda kalıyorlar.</span></p>
<div style="text-align:center;"><img src="http://www.evrim-teorisi.org/images/stories/articles/embriyo3.jpg" alt="Michael Richardson'un embriyo fotoğrafları" height="320" width="444" /></div>
<div align="center">Michael Richardson&#8217;un embriyo fotoğrafları</div>
<p><span class="postbody">Bundan birkaç yıl sonra aynı araştırmacının, hazırladığı kapsamlı bir derleme yazısında, konuya son noktayı net bir şekilde koyduğu görülüyor:<br />
</span></p>
<blockquote><p><span class="postbody">&#8220;Haeckel&#8217;in çok eleştirilen embriyo çizimleri, filogenetik hipotezler, eğitime destek ve evrime kanıt olmaları açısından önemlidir. Çizimlerle ilgili bazı eleştiriler mantıklı ve akla yatkın iken, diğerleri daha çok art niyetlidir.&#8221; (Richardson ve Keuck) (3) </span></p></blockquote>
<p><span class="postbody">Çarpıtmalarına destek için kullandıkları araştırmacıların yanıtlarını tokat gibi yiyen safsata erbabının yazdığını tekrar anımsayalım, sevgili dostlar. Ne demişti: &#8220;Evrim Teorisini desteklemek uğruna yapılan bu tüm bu bilimsel sahtekârlıklar ya da önyargılı değerlendirmeler, bu teorinin bilimsel bir açıklamadan ziyade, bir tür ideoloji olduğunu göstermektedir.&#8221;</span></p>
<p><span class="postbody">Şimdi kime inanılacak? Sahte isimli, sahte uzmana mı?<br />
Yoksa onun, emeklerini sömürdüğü bilim insanlarına mı?<br />
Bu, Türk insanının önünde duran yaşamsal önemde bir seçimdir&#8230;</span></p>
<p><span class="postbody"><b> Yaratılışçının &#8220;Darwin, Evrim Kuramı ve Haeckel ilişkisi&#8221; yorumu</b></span></p>
<p><span class="postbody">Yaratılışçıların yüzlerce internet sitesi var; fakat hepsi aynı merkezden beslendiklerinden olacak, benzer konuları benzer bilgilerle işliyorlar. Farklılık sadece yorumlardaki çarpıtma ölçüsünde oluyor. Örneğin Ernst Haeckel&#8217;in, farklı omurgalı gruplarına ait embriyoların erken gelişim evreleriyle ilgili 19. yüzyılda hazırladığı çizimler konusunda Yaratılışçıların yaptığı yayınlar, bilimsel kaynakları nasıl bilinçli bir şekilde çarpıttıklarının farklı örneklerini içermektedir.</span></p>
<p><span class="postbody">Bu sayfalarda dikkat çekici bir nokta, Yaratılışçıların Darwin&#8217;in Evrim Kuramı ile Haeckel&#8217;in çalışmaları arasında organik bağ kurmaya çalışmalarıdır. Evrim Kuramını neredeyse Haeckel ve embriyolojinin bir uzantısı gibi göstermek istiyorlar. Böylece Haeckel&#8217;in sahtekâr olduğu propagandası üzerinden, Darwin ve Evrim Kuramını da karalayabilecekleri kanısındalar.</span></p>
<p><span class="postbody">Bu bağlamda sahte isimli, sahte uzmanın &#8220;Bir Zamanlar Evrimin -Embriyolojik Kanıtı Var- Sanılıyordu&#8221; başlıklı internet sayfasındaki birkaç alıntıyı inceleyelim: </span></p>
<blockquote><p><span class="postbody">(&#8230;) Buna rağmen Darwin ve onu destekleyen diğer biyologlar, Haeckel&#8217;in çizimlerini referans olarak kabul etmeye devam ettiler.<br />
(&#8230;) Darwin, başta da belirttiğimiz gibi, Haeckel&#8217;in çizimlerini ve yorumlarını, devrin diğer bilim adamlarının aykırı görüşlerini hiçe sayarak almış ve teorisini desteklemek için kullanmıştı. (&#8230;)<br />
(&#8230;)Darwin, Haeckel&#8217;in sahtekarlığından güç bulmuş ve embriyolojiyi, kendi ifadesiyle, teorisine &#8216;delil sağlayan en güçlü gerçekler sınıfı&#8217; olarak kabul etmişti. (&#8230;)</span></p></blockquote>
<p><span class="postbody">Yukarıdaki alıntılara bakıldığında, Darwin&#8217;in, Haeckel&#8217;in çizimlerini, yorumlarını, Evrim Kuramını desteklemek için kullandığı, hatta Haeckel&#8217;in çizimlerinden güç alarak -embriyolojiyi kuramı için en güçlü kanıtlar bütünü- olarak kabul ettiği anlaşılıyor.</span></p>
<p><span class="postbody"><b> Gerçek tarih ne diyor?</b></span></p>
<p><span class="postbody">Fakat Yaratılışçıların çarpıtmalarından, gerçek tarihe ve orijinal kaynaklara dönüldüğünde, durumun hiçte öyle olmadığı görülüyor. Şöyle ki, şayet Darwin, Evrim Kuramı ve Haeckel ilişkisi Yaratılışçının yazdığı gibiyse; çizimlerini ilk kez 1874 yılında yayımlayan (4) Haeckel, nasıl oluyor da, kuramını ilk kez 1859 yılında -yani Haeckel&#8217;den 15 yıl önce açıklayan- Darwin&#8217;e destek ya da esin kaynağı olabilir? Darwin&#8217;in Türlerin Kökeni&#8217;ni yayımladığı 1859&#8242;da Haeckel 25 yaşındaydı ve Sicilya ile İtalya arasındaki Mesina Boğazı&#8217;nda deniz omurgasızları topluyordu (5). </span></p>
<p><span class="postbody">Charles Darwin kuramını açıkladığı Türlerin Kökeni&#8217;nin ilk baskısını 1859, altıncı ve son baskısını ise 1872 yılında yaptı. Diğer bir deyişle, Darwin Evrim Kuramı üzerine söylemek istediklerinin çok büyük kısmını, 1874&#8242;den önce zaten söylemişti. </span></p>
<p><span class="postbody">Bu tarih çelişkisinden çok daha önemli bir nokta, şayet Darwin Haeckel&#8217;in çizim ve görüşlerinden Yaratılışçının üzerine basa basa söylediği boyutta etkilendiyse, neden Evrim Kuramı açısından en önemli eseri olan Türlerin Kökeni&#8217;nin ilk dört baskısında, Ernst Haeckel&#8217;den tek bir yerde dahi söz etmiyor? Beş ve altıncı baskılarda ise Haeckel&#8217;in adı sadece bir kez anılıyor. Halbuki Haeckel&#8217;in embriyolojiyle ilgili ilk ciddi görüşü yani &#8220;biyogenetik yasa&#8221;sı 1866&#8242;da yayımlanmıştı.</span></p>
<p><span class="postbody">Saygıdeğer okuyucular, lütfen düşünün. Haeckel isimli bir embriyolog var ve bu kişinin çalışmaları ve embriyoloji sizin en önemli kuramınızın temel dayanaklarından birini oluşturuyor. Üstüne üstlük, 600 sayfaya yakın devasa eserinizin 15 bölümünden biri de, embriyoloji ve morfolojiyle ilgili. Ve siz Haeckel&#8217;den sadece birkaç cümle, o da, sınıflandırma bilimine yeni kattığı filogeni bilim dalıyla ilgili olarak söz ediyorsunuz. Peki bu bölümde embriyolog Haeckel&#8217;den söz edilmiyor da, embriyoloji bilgilerinden yararlanılan başka bilginlerin de mi ismi geçmiyor? Neredeyse Haeckel dışında herkes var!: Karl von Baer, Fritz Müller, Milne Edwards, Louis Agassiz, John Lubbock, Thomas Huxley.</span></p>
<p><span class="postbody">Darwin&#8217;in Türlerin Kökeni kitabında dile getirdiği Evrim Kuramına temel aldığı embriyoloji kuramı, Haeckel&#8217;in değil, Yaratılışçı Karl von Baer&#8217;in kuramıydı. Demek ki gerçek, Yaratılışçıyı her zaman olduğu gibi yine yalanlıyor&#8230; </span></p>
<p><span class="postbody"><b> Yaratılışçının orijinal kaynak çarpıtması </b></span></p>
<p><span class="postbody">Yaratılışçı sitede bu konuyla ilgili bir diğer grup ifade bulunmaktadır ki, bunlar biraz daha özel, ama önemli bir konuya vurgu yapmaktadır, izleyelim: </span></p>
<blockquote><p><span class="postbody">(&#8230;) Haeckel, tek bir embriyo çizimi yapmış, sonra da bunu çok küçük farklılıklara uğratarak insan, maymun ve köpek embriyosu diye yanyana yerleştirmişti! Aynı resmi yanyana basınca, doğal olarak &#8216;birbirinin aynı&#8217; duruyorlardı. İşte Darwin&#8217;in İnsanın Türeyişi kitabında kaynak olarak gösterdiği &#8216;çalışma&#8217; buydu. </span></p>
<p><span class="postbody">Ancak Darwin bir embriyolog değildi. Hiçbir zaman embriyoları mercek altına alıp kapsamlı bir biçimde incelememişti. Dolayısıyla bu argümanını geliştirirken bu konuda otorite saydığı kişilerden alıntı yaptı. Verdiği dipnotta özellikle bir isim dikkat çekiyordu: Natürliche Schöpfungsgeschichte (Doğal Yaratılış Tarihi) adlı kitabında çeşitli embriyo çizimleri vermiş ve bunlar üzerine yorumlar yapmış olan Alman biyolog Ernst Haeckel.</span></p></blockquote>
<p><span class="postbody">Yaratılışçıların orijinal kaynakları nasıl çarpıttıklarının başka bir türü bu örnekte görülür. Yaratılışçıların çarpıttığı bilgi, Darwin&#8217;in İnsanın Türeyişi kitabında kullandığı birkaç şekilden biri olan, insan ve köpek embriyolarının karşılaştırıldığı bir numaralı şekil ve onunla ilgili dipnottur.</span></p>
<p><span class="postbody"><b> Orijinal kaynak gerçekte ne diyor? </b></span></p>
<p><span class="postbody">Önce sözü geçen şekil ve dipnotun orijinal kaynaktan çevirisini okuyalım. </span><img src="http://www.evrim-teorisi.org/images/stories/articles/embriyo2.gif" alt=" " align="right" height="515" width="250" /><br />
<span class="postbody"> Şekil 1&#8242;le ilgili Darwin&#8217;in dipnotu: </span></p>
<blockquote><p><span class="postbody">&#8220;İnsan embriyosu (üstteki şekil) Ecker&#8217;in şu eserinden alınmıştır; Icones Phys. 1851-1859, tab. xxx, fig 2. Bu embriyo 10 çizgi boyunda olduğundan, resim çok büyütülmüştür. Köpek embriyosu Bischoof&#8217;un şu eserinden alınmıştır; Entwicklungsgeschichte des Hunde Eies, 1845, tab. Xi, fig 42B. Bu resim beş kat büyütülmüştür ve embriyo yirmi beş günlüktür. İç organlar şekle dahil edilmemiş olup, dölyatağı uzantıları her iki resimde de çıkarılmıştır. Bana bu şekilleri salık veren Prof. Huxley&#8217;dir ve onlardan yararlanma düşüncesi, onun &#8220;İnsanın Doğadaki Yeri&#8221; adlı çalışmasından doğmuştur. Haeckel de Schöpfungsgeschichte adlı kitabında benzer çizimler vermiştir.&#8221;</span></p></blockquote>
<p><span class="postbody">Yaratılışçılar yukarıdaki dipnot bilgisini, Darwin&#8217;in kuramını oluşturmada Haeckel&#8217;i kaynak olarak kullandığı ve ondan esinlendiği propagandasını yaymak için kullanmaktadır. Yukarıda aktardığım ilgili dipnot ve şekle bakıldığında, Darwin&#8217;in hangi kaynakları ve bilim adamlarını kendisine referans aldığını, çok açık şekilde belirttiği görülür. </span><span class="postbody">Sanki Darwin o günlerde, çarpıtma olasılığını görmüş gibi, her şeyi açıkça yazmıştır. Şekillerin Haeckel&#8217;den değil, Ecker ve Bischoof&#8217;tan alındığı, hem şekil altında hem de dipnotta çok net bir şekilde yazılmıştır. Şekilleri bu kaynaklardan alırken neleri değiştirdiğini de bir bilim adamı dürüstlüğü ile açıkça yazmıştır. Prof. Huxley&#8217;in eserinden esinlendiğini net bir şekilde bildirmiştir. Haeckel ile ilgili bilgi ise önemsiz ve itinasız şekilde verilmiştir. Kitabın adı bile eksik yazılmıştır (6). Halbuki diğer kaynaklar adı, yılı, sayfası, şekil numarası ile bilimsel düzene uygun bir şekilde aktarılmıştır. Şimdi buradan yola çıkarak; Darwin, Haeckel&#8217;in çizim ve görüşlerinden güç almıştır, onu referans olarak kabul etmiştir, demek olası mı? Şayet alsaydı, diğerlerini yazdığı gibi açık bir şekilde onu da yazardı. Darwin&#8217;in Haeckel&#8217;le arasına bilimsel anlamda her zaman bir mesafe koymasında en önemli etken, onun eserlerinde Lamarkçı bir evrim anlayışını benimsemiş olmasıdır.</span></p>
<p><span class="postbody">Yaratılışçıların, bu özgün kaynakların varlığında, gerçeği çarpıtmalarının mümkün olmadığını artık anlamaları gerekmektedir.</span><br />
<span class="postbody"><b> DİPNOTLAR:</b></span></p>
<p><span class="postbody">1) E. Pennisi (1997). Haeckel&#8217;s Embryos: Fraud Rediscovered. Science 277 (5331):1435.<br />
2) M. K. Richardson, J. Hanken, M. L. Gooneratne, C. Pieau, A. Raynaud, L. Selwood, G. M. Wright (1997). There is no highly conserved embryonic stage in the vertebrates: implications for current theories of evolution and development. Anatomy and Embryology, 196, ss.91-106.<br />
3) M. K. Richardson ve G. Keuck (2002). &#8220;Haeckel&#8217;s ABC of evolution and development&#8221;, Biol. Rev. 77. ss.495-528.<br />
4) E. Haeckel (1874). Anthropogenie: Keimes- und Stammes-Geschichte des Menschen. Leipzig: Engelmann. (Richardson ve ark., 1997&#8242;den).<br />
5) Robert C. Stauffer (1957). Haeckel, Darwin, and Ecology. The Quarterly Review of Biology, vol. 32(2), s.138.<br />
6) E. Haeckel (1868). Natürliche Schöpfungsgeschichte, 1st Ed. Georg Reimer, Berlin. (M. K. Richardson ve J. E. Jeffery (2002). Editorial: Haeckel and Modern Biology. Theory Biosci. 121: 247-251&#8242;den alınma)</span></p>
<p><b> Metinde geçen Yaratılışçı tezler için:</b><br />
<a href="http://www.harunyahya.org/Makaleler/sahtekar.html" target="_blank">http://www.harunyahya.org/Makaleler/sahtekar.html</a><br />
<a href="http://www.harunyahya.org/evrim/birzamanlar/birzamanlar07.html" target="_blank">http://www.harunyahya.org/evrim/birzamanlar/birzamanlar07.html</a></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/evrimgercekleri.wordpress.com/13/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/evrimgercekleri.wordpress.com/13/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/evrimgercekleri.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/evrimgercekleri.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/evrimgercekleri.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/evrimgercekleri.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/evrimgercekleri.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/evrimgercekleri.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/evrimgercekleri.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/evrimgercekleri.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/evrimgercekleri.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/evrimgercekleri.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/evrimgercekleri.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/evrimgercekleri.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/evrimgercekleri.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/evrimgercekleri.wordpress.com/13/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=13&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/ernst-haeckelin-embriyo-cizimleri-uzerine-yaratilisci-carpitmalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7de8a236d76d50440440cf4c9e63e823?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">evrimgercekleri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.evrim-teorisi.org/images/stories/articles/haeckel.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Ernst Haeckel</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.evrim-teorisi.org/images/stories/articles/embriyo1.gif" medium="image">
			<media:title type="html"> </media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.evrim-teorisi.org/images/stories/articles/embriyo3.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Michael Richardson'un embriyo fotoğrafları</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.evrim-teorisi.org/images/stories/articles/embriyo2.gif" medium="image">
			<media:title type="html"> </media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Apandis, kuyruk sokumu kemiği ve körelmiş organlar</title>
		<link>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/apandis-kuyruk-sokumu-kemigi-ve-korelmis-organlar/</link>
		<comments>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/apandis-kuyruk-sokumu-kemigi-ve-korelmis-organlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 22:56:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>evrimgercekleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evrim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/apandis-kuyruk-sokumu-kemigi-ve-korelmis-organlar/</guid>
		<description><![CDATA[Evrim karşıtlarının sıklıkla üzerinde çarpıtma yaptığı bir konu da körelmiş organlardır. Bakın Harun Yahya, darwinizminsonu.com sitesinde bu konu hakkında neler söylüyor: Evrim literatüründe uzunca bir süre yer alan, ama geçersizliği anlaşıldıktan sonra sessiz sedasız bir kenara bırakılan iddialardan biri, “körelmiş organlar” kavramıdır. Ancak bir kısım yerli evrimciler, “körelmiş organlar”ı hala evrimin büyük bir delili sanmakta [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=12&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evrim karşıtlarının sıklıkla üzerinde çarpıtma yaptığı bir konu da körelmiş organlardır. Bakın Harun Yahya, darwinizminsonu.com sitesinde bu konu hakkında neler söylüyor:</p>
<blockquote><p>Evrim literatüründe uzunca bir süre yer alan, ama geçersizliği anlaşıldıktan sonra sessiz sedasız bir kenara bırakılan iddialardan biri, “körelmiş organlar” kavramıdır. Ancak bir kısım yerli evrimciler, “körelmiş organlar”ı hala evrimin büyük bir delili sanmakta ve öyle göstermeye çalışmaktadırlar.Körelmiş organlar iddiası bundan bir asır kadar önce ortaya atılmıştı. İddiaya göre, canlıların bedenlerinde atalarından kendilerine miras kalmış, ancak kullanılmadıkları için zamanla körelmiş işlevsiz organlar yer alıyordu.</p>
<p>Bu kesinlikle bilimsel bir iddia değildi, çünkü bilgi eksikliğine dayanıyordu. “İşlevsiz organlar”, aslında “işlevi tespit edilememiş” organlardı.</p></blockquote>
<p>Körelmiş organların ortak atadan türemeye delil oluşturduğu iddiasının <i>“sessiz sedasız bir kenara bırakıldığı”</i> ve bunu sadece <i>“bir kısım yerli evrimcinin”</i> savunmakta olduğu tamamen haya ürünü, uydurma bir iddiadır.</p>
<p>Bu konudaki en büyük çarpıtma aslında körelmiş organların işlevsiz organ diye sunulması ve bunların işlevi olmaması gerektiği şeklinde anlatılması. Bu kesinlikle doğru değildir. Körelmiş organ demek işlevsiz organ demek değildir. Bundan 150 yıl önce Darwin bunu açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/evrimgercekleri.wordpress.com/12/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/evrimgercekleri.wordpress.com/12/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/evrimgercekleri.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/evrimgercekleri.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/evrimgercekleri.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/evrimgercekleri.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/evrimgercekleri.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/evrimgercekleri.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/evrimgercekleri.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/evrimgercekleri.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/evrimgercekleri.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/evrimgercekleri.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/evrimgercekleri.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/evrimgercekleri.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/evrimgercekleri.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/evrimgercekleri.wordpress.com/12/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=12&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/apandis-kuyruk-sokumu-kemigi-ve-korelmis-organlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7de8a236d76d50440440cf4c9e63e823?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">evrimgercekleri</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Neandertaller Üzerine Çarpıtmalar</title>
		<link>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/neandertaller-uzerine-carpitmalar/</link>
		<comments>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/neandertaller-uzerine-carpitmalar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 22:54:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>evrimgercekleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Yahya]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Yahya Çarpıtmaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/neandertaller-uzerine-carpitmalar/</guid>
		<description><![CDATA[Harun Yahya’nın insanın evrimiyle ilgili yazılarında neandertallerin(Homo neanderthalensis) bir insan ırkı olduğunu iddia eder[1, 2, 3, 4…]. Peki bu tür tanımlamalarını hangi “metoda” dayanarak yapıyorlar? Ölülerini gömüyorlar Müzik aletleri yapıyorlar Homo sapienslerle beraber kültür paylaşıyorlar Evet aynı tür olduğunu böyle belirliyor! Tür tanımlamasında yeni bir boyut! Neandertal, gelişmiş bir homo türüdür, bu yüzden bu yukarıdakileri [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=11&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="content">
<div class="snap_preview">Harun Yahya’nın insanın evrimiyle ilgili yazılarında neandertallerin(<i>Homo neanderthalensis</i>) bir insan ırkı olduğunu iddia eder[1, 2, 3, 4…]. Peki bu tür tanımlamalarını hangi “metoda” dayanarak yapıyorlar?</p>
<ul>
<li>Ölülerini gömüyorlar</li>
<li>Müzik aletleri yapıyorlar</li>
<li>Homo sapienslerle beraber kültür paylaşıyorlar</li>
</ul>
<p>Evet aynı tür olduğunu böyle belirliyor! Tür tanımlamasında yeni bir boyut! Neandertal, gelişmiş bir <i>homo</i> türüdür, bu yüzden bu yukarıdakileri yapmaları normaldir. Ancak bu onları, modern bir insan ırkı yapmaya yetmez; Anatomisi zaten kendi deyimiyle “herhangi bir spekülasyona açık değildir”[1]. Aşağıdaki modern insanla neandertal iskeletinin arasındaki belirgin farkları görmek için, bu konuda uzman olmaya bile gerek yok.</p>
<p align="center"><img src="http://kodoman.files.wordpress.com/2007/06/31neanderthal_image.jpg?w=450" alt="Neandertal ve İnsan iskeleti" /><br />
<a href="http://kodoman.files.wordpress.com/2007/07/neanderthalsapiens.jpg" title="neanderthalsapiens.jpg"><img src="http://kodoman.files.wordpress.com/2007/07/neanderthalsapiens.jpg?w=450&#038;h=789" alt="neanderthalsapiens.jpg" height="789" /></a></p>
<p>Bir iki tanesini sıralıyalım:</p>
<ul>
<li>Kafatası beyin sığası insanınkinden oldukça fazladır.</li>
<li>Fazlasıyla belirgin kaş kemerleri vardır.</li>
<li>Boyun insanlarda dik olmasına karşın, neandertallerde öne doğru kavis alır.</li>
<li>Göğüs kafesi, modern insanlarınkinin aksine belirgin bir şekilde aşağıya doğru genişler.</li>
<li>Leğen kemikleri daha geniştir.</li>
<li>Bacaklarının üst kısmı(uyluk) düz değil, öne doğru kavislidir.</li>
<li>Bacaklarının alt kısmı(kaval kemiği) , üst kısımdan daha kısadır.</li>
<li>… vb.</li>
</ul>
<p>Bu farklar Harun Yahyanın ,”Günümüz insanından tek farkları, iskeletlerinin biraz daha güçlü ve kafatası ortalamalarının biraz daha yüksek olmasıdır”[2] şeklinde küçümsediği gibi değil sanırım.</p>
<p>Harun bunların -küçük- bir kısmına açıklama getirilmeye çalışmış olsada, getirdiği açıklamalar komik olmaktan öteye gidememiştir. Hatta bu farkların büyük bir kısmından bahsetmemiş ve gizlemiştir.</p>
<p>Kafatası beyin sığasını “1600 cc’lik kafatası hacmi, günümüz insanının ortalamasından fazladır.” diyerek küçümsemiştir. Modern insanın kafatası beyin sığası ortalaması yaklaşık olarak 1350cc’dir. Yani verdiği rakamla, insandan 250cc daha fazla! Şöyle bir örnek vereyim, en küçük kafatası sığası olan avustralya yerlilerinin ortalaması 1256′dır. Zaten, bu ortalamayıda kitabında yanıltıcı bir şekilde 900-1100 olarak sunmaktadır[4]. Belirgin kaş çıkıntılarının aborijinilerde de olduğunu belirtiyor, fakat bu kadar belirgin olmadığına değinmiyor.</p>
<p>Birde neandertalin sınıflandırmasıyla ilgili birşeyler söylemiş, günümüzde neandertaller ayrı bir tür olarak tanımlanır. Ancak bu halen tartışılmaktadır, daha fazla bilgi edinilince <i>Homo Sapiens</i>‘in bir alt-türü olduğu kabul görebilir. Bu birşeyi değiştirmez. Neandertaller bir ırk değil, ayrı bir tür ve alt-türdür, insan ırkı değil.</p>
<p>Harun Yahya, çoğunluğun farketmeyeceğini, farketse bile önemsemeyeceğini bildiği için öyle kaygısızca çarpıtmalar yapmaktadır ki…</p>
<p>[1] <a href="http://www.harunyahya.org/evrim/hy_darwinizm/darwinizm13.html" title="http://www.harunyahya.org/evrim/hy_darwinizm/darwinizm13.html">http://www.harunyahya.org/evrim/hy_darwinizm/darwinizm13.html</a><br />
[2] <a href="http://www.harunyahya.org/evrim/hy_evrim_aldatmacasi/evrim9.html" title="http://www.harunyahya.org/evrim/hy_evrim_aldatmacasi/evrim9.html">http://www.harunyahya.org/evrim/hy_evrim_aldatmacasi/evrim9.html</a><br />
[3] <a href="http://www.harunyahya.org/evrim/aragecis_acmazi/aragecisacmazi4b.html" title="http://www.harunyahya.org/evrim/aragecis_acmazi/aragecisacmazi4b.html">http://www.harunyahya.org/evrim/aragecis_acmazi/aragecisacmazi4b.html</a><br />
[4] <a href="http://www.harunyahya.org/evrim/hy_evrim_aldatmacasi/evrim9.html" title="http://www.harunyahya.org/evrim/hy_evrim_aldatmacasi/evrim9.html">http://www.harunyahya.org/evrim/hy_evrim_aldatmacasi/evrim9.html</a></div>
</div>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/evrimgercekleri.wordpress.com/11/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/evrimgercekleri.wordpress.com/11/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/evrimgercekleri.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/evrimgercekleri.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/evrimgercekleri.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/evrimgercekleri.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/evrimgercekleri.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/evrimgercekleri.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/evrimgercekleri.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/evrimgercekleri.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/evrimgercekleri.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/evrimgercekleri.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/evrimgercekleri.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/evrimgercekleri.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/evrimgercekleri.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/evrimgercekleri.wordpress.com/11/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=11&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/neandertaller-uzerine-carpitmalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7de8a236d76d50440440cf4c9e63e823?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">evrimgercekleri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://kodoman.files.wordpress.com/2007/06/31neanderthal_image.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Neandertal ve İnsan iskeleti</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://kodoman.files.wordpress.com/2007/07/neanderthalsapiens.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">neanderthalsapiens.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Harun Yahya’nın hayali fosilleri (devam ediyor)</title>
		<link>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/harun-yahya%e2%80%99nin-hayali-fosilleri-devam-ediyor/</link>
		<comments>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/harun-yahya%e2%80%99nin-hayali-fosilleri-devam-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 22:47:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>evrimgercekleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[evrim teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Yahya]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/harun-yahya%e2%80%99nin-hayali-fosilleri-devam-ediyor/</guid>
		<description><![CDATA[Harun Yahya’nın hayali fosilleriyle ilgili önceki yazımda hayali bir leopar kafatasından bahsetmiştim. Bu yazımda ise levrek olduğu iddia edilen bir fosili ele alacağım. Harun Yahya, Yaratılış Atlasında bu resimdeki fosilin ve alttaki canlının levrek olduğunu ve ikisinin tamamen aynı olduğunu, levreklerin 50 milyon yıldır hiç değişmediğini, bunun da evrim teorisinin yanlış olduğunu gösterdiğini iddia ediyor. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=10&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="storycontent">
<div class="snap_preview">Harun Yahya’nın hayali fosilleriyle ilgili <a href="http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2007/07/30/harun-yahyanin-hayali-fosilleri/" target="_blank">önceki yazımda</a> hayali bir leopar kafatasından bahsetmiştim. Bu yazımda ise levrek olduğu iddia edilen bir fosili ele alacağım.</p>
<p><a href="http://yaratiliscilaracevaplar.files.wordpress.com/2007/08/96.jpg" title="96.jpg"><img src="http://yaratiliscilaracevaplar.files.wordpress.com/2007/08/96.jpg?w=450" alt="96.jpg" /></a></p>
<p>Harun Yahya, Yaratılış Atlasında bu resimdeki fosilin ve alttaki canlının levrek olduğunu ve ikisinin tamamen aynı olduğunu, levreklerin 50 milyon yıldır hiç değişmediğini, bunun da evrim teorisinin yanlış olduğunu gösterdiğini <a href="http://www.harunyahya.org/evrim/yaratilis_atlasi/yaratilis_atlasi_03a.html" target="_blank">iddia ediyor</a>.</p>
<p>İlk olarak bu resimdeki canlıların ne olduğunu bakalım. Resimde fosili olan canlı <i><a href="http://www.fossilmall.com/EDCOPE_Enterprises/fish/GRPhareo1/GRPhareo1.htm" target="_blank">Phareodus testis</a></i>. Bu canlı bilimsel sınıflandırmada <i><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Osteoglossiformes" target="_blank">Osteoglossiformes</a></i> (kemikli dilliler) takımına dahildir. Alttaki resimde görülen canlı ise <i><a href="http://www.fishbase.org/Summary/SpeciesSummary.php?id=3375">Lepomis macrochirus</a></i> (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bluegill" target="_blank">[1]</a><a href="http://www.michigan.gov/dnr/0,1607,7-153-10364_18958-45644--,00.html" target="_blank">[2]</a>) türüne ait ve bilimsel sınıflandırmada <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Levreksiler" target="_blank"><i>Perciformes</i></a> (levreksiler) takımında bulunuyor. İki canlının farklı takımlarda olması birbirlerinden oldukça farklı olduklarını açıkça göstermektedir. Yani ortada Harun Yahya’nın iddia ettiği gibi ikisinin de levrek olması gibi bir durum söz konusu değil. Fosili görülen canlı levreksiler takımında bile değil.</p>
<p>Peki alttaki resimde gördüğümüz canlı levrek mi? Maalesef değil. Harun Yahya onu da tutturamamış. <i>Lepomis macrochirus</i> Levreksiler takımına dahil olmasına rağmen <i><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Levrek" target="_blank">Moronidae</a></i> (Levrek) ailesinde (familyasında) değildir <i><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Centrarchidae" target="_blank">Centrarchidae</a></i> ailesine dahildir.</p>
<p>Yaratılış Atlası (Harun Yahya’nın evrimle ilgili diğer tüm kitapları gibi) baştan sona bu tip önemli yanlışlarla dolu. Zaman buldukça bunlara değinmeye çalışacağım.</p></div>
</div>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/evrimgercekleri.wordpress.com/10/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/evrimgercekleri.wordpress.com/10/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/evrimgercekleri.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/evrimgercekleri.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/evrimgercekleri.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/evrimgercekleri.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/evrimgercekleri.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/evrimgercekleri.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/evrimgercekleri.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/evrimgercekleri.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/evrimgercekleri.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/evrimgercekleri.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/evrimgercekleri.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/evrimgercekleri.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/evrimgercekleri.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/evrimgercekleri.wordpress.com/10/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=10&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/harun-yahya%e2%80%99nin-hayali-fosilleri-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7de8a236d76d50440440cf4c9e63e823?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">evrimgercekleri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yaratiliscilaracevaplar.files.wordpress.com/2007/08/96.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">96.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Harun Yahya’nın hayali fosilleri (devam ediyor-2)</title>
		<link>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/harun-yahya%e2%80%99nin-hayali-fosilleri-devam-ediyor-2/</link>
		<comments>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/harun-yahya%e2%80%99nin-hayali-fosilleri-devam-ediyor-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 22:44:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>evrimgercekleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[evrim teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Yahya]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/harun-yahya%e2%80%99nin-hayali-fosilleri-devam-ediyor-2/</guid>
		<description><![CDATA[Harun Yahya’nın hayali fosilleri bitmek bilmiyor. Bu sefer de aşağıdakilerin her ikisinin de ringa balığı olduğunu, tamamen aynı olduğunu ve yaklaşık 50 milyon yıldır hiç değişmediğini söylüyor. İlk olarak fosilin ne olduğuna bakalım. Fosildeki canlı Diplomystus cinsine dahildir. Bu cinsin hangi takıma dahil olduğuna bakalım: Ellimmichthyiformes. Şimdi de alttaki resimde görülen balığa bakalım. Resimdeki balık [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=9&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="storycontent">
<div class="snap_preview">Harun Yahya’nın hayali fosilleri bitmek bilmiyor. Bu sefer de aşağıdakilerin her ikisinin de ringa balığı olduğunu, tamamen aynı olduğunu ve yaklaşık 50 milyon yıldır <a href="http://www.harunyahya.org/evrim/yaratilis_atlasi/yaratilis_atlasi_03a.html" target="_blank">hiç değişmediğini söylüyor</a>.</p>
<p><a href="http://yaratiliscilaracevaplar.files.wordpress.com/2007/08/104.jpg" title="104.jpg"><img src="http://yaratiliscilaracevaplar.files.wordpress.com/2007/08/104.jpg?w=450" alt="104.jpg" /></a></p>
<p>İlk olarak fosilin ne olduğuna bakalım. Fosildeki canlı <i><a href="http://www.fossilmuseum.net/Fossil_Galleries/Green_River_Formation_Fish/Diplomystus/Diplomystus.htm">Diplomystus</a></i> cinsine dahildir. Bu cinsin hangi takıma dahil olduğuna bakalım: <i><a href="http://taxonomicon.taxonomy.nl/TaxonTree.aspx?id=77132">Ellimmichthyiformes</a></i>.</p>
<p>Şimdi de alttaki resimde görülen balığa bakalım. Resimdeki balık Harun Yahya’nın dediği gibi ringa balığı yani <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Herring" target="_blank"><i>Clupea</i></a> cinsine dahil. Peki ringa balığı fosildeki canlı ile aynı takımda mı? Ringa balığı <span class="order"></span><i><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Clupeiformes" title="Clupeiformes">Clupeiformes</a></i> takımında.</p>
<p>İki canlı da <i><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Actinopterygii" title="Actinopterygii">Actinopterygii</a></i> (<i><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/I%C5%9F%C4%B1nsal_y%C3%BCzge%C3%A7liler" target="_blank">Işısal yüzgeçliler</a></i>) sınıfında olmasına rağmen bu sınıfın farklı takımlarında yer alıyorlar. Görüldüğü gibi Harun Yahya <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilimsel_s%C4%B1n%C4%B1fland%C4%B1rma" target="_blank">bilimsel sınıflandırmada</a> bırakın aynı familyada, cinste, türde olmayı daha aynı takımda bile olmayan canlıları tamamen aynıymış gibi göstermeye çalışıyor.</div>
</div>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/evrimgercekleri.wordpress.com/9/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/evrimgercekleri.wordpress.com/9/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/evrimgercekleri.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/evrimgercekleri.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/evrimgercekleri.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/evrimgercekleri.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/evrimgercekleri.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/evrimgercekleri.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/evrimgercekleri.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/evrimgercekleri.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/evrimgercekleri.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/evrimgercekleri.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/evrimgercekleri.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/evrimgercekleri.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/evrimgercekleri.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/evrimgercekleri.wordpress.com/9/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=evrimgercekleri.wordpress.com&amp;blog=3031698&amp;post=9&amp;subd=evrimgercekleri&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://evrimgercekleri.wordpress.com/2008/03/01/harun-yahya%e2%80%99nin-hayali-fosilleri-devam-ediyor-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7de8a236d76d50440440cf4c9e63e823?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">evrimgercekleri</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://yaratiliscilaracevaplar.files.wordpress.com/2007/08/104.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">104.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
